YAZI —   |   FOTOĞRAF — JACQUELINE RODITI

Sevdiğimiz bir markayı neden sevdiğimizi düşününce, arkasındaki hikayeyi öğrenince ve yaratıcısını da bizzat tanıyınca tüm taşlar yerine oturuyor. Tasarım felsefesi hızlı tüketim anlayışından uzak, kalıcılı mücevherler yaratmaya odaklanan Projebir markasının kurucusu, aynı zamanda Paperwork markasının ortağı ve çizeri Zeynep Mursaloğlu için tam olarak söz konusu olan bu. Aslında kendisinin uzmanlık alanı moda (Bilgi Üniversitesi TasarımKültür ve Yönetimi Bölümü’nden mezun olduktan sonra Londra’da farklı markalar için freelance tasarımlar yapmış; ardından Polimoda Üniversitesi’nde Moda Tasarımı master’ını tamamlamış); fakat farklı alanlarda tasarım yapabileceğini keşfettikten sonra takıya yönelmiş. İşin ironik yanı, yalın bir stile sahip olup o döneme dek babasının altın saatinden başka hiç aksesuar kullanmayan biriymiş Zeynep. Ama sanıyoruz ki, hayatı minimalist bir perspektifle yaşamak, insana her anlamda geniş bir alan yaratıyor...

Bu yaklaşım Zeynep’te sanki annelikten sosyal hayata, tasarımlarından evine ve beslenme alışkanlıklarına kadar her konuya sirayet etmiş. Eşi Uygar, Derin (5) ve köpekleri Ross ile yaşadıkları eve, Anne Hikayeleri bölümünün çekimleri için gittiğimizde karşılaştığımız tablo doğal, kendi akışında, kaostan uzak ama yine de hayatın içinde, ve açıkça söylemeliyiz ki, şimdiye kadar karşılaştıklarımız arasında en etkileyici olanlardan biriydi. Zeynep ve Derin’in arasındaki dingin, güven dolu, huzur veren ilişki sanki hayatlarının bir yansımasıydı.

Zeynep salonlarında yemek masası olmadığını, yemeğe gelen yakınlarını mutfakta ağırladıklarını, müzik eşliğinde hep birlikte sohbet ederek yemek yaptıklarını anlatırken, bahsettiği tabloyu gözümüzde canlandırmak hiç de zor olmuyor! Çünkü eve girdiğimiz andan itibaren hakim olan, sanki sadece filmlerde rastlanabilecek gerçek dışı bir sıcaklık ve huzur duygusu, aslında bu evde tamamen doğal ve gerçek. Masaya boya kalemlerini dökmüş, bir yandan annesiyle sohbet ederken resim yapan bir çocuk, güzel bir müzik eşliğinde kahve yapan bir anne, yanlarında huzurla uyuyan bir köpek...

Derin öncesi hayatı ve zevklerine ek olarak, kendini anneliğe adamış biri Zeynep. Söz konusu annelik olunca kendini geliştirmekten vazgeçmiyor. “İnsan her zaman pek çok konu için kendini geliştirmeye çalışır ama yalnızca annelikte her gün kendine geri bildirim yaparak daha iyi olmak için uğraşıyor sanırım. Bir insanın okumaktan, daha iyiyi yapmak için çabalamaktan vazgeçmediği tek konu annelik belki de. O nedenle aslında kendimizle ilgili daha önce hiç keşfetmediğimiz şeyler öğrenip kendimizi tanıyoruz bu yolculukta.” Bunları röportaj tamamladığımızı sandığımız, kayıt cihazımızı kapattığımız anda söylemişti Zeynep. Fakat hikayenin kendisi gibi bu sözleri de aklımıza zaten kazınmıştı.