YAZI —   |   FOTOĞRAFLAR — JACQUELINE RODITI GÜLCAN

'Closh Butik' ve 'Lady Pera' isimleri birçoğumuza oldukça tanıdık geliyor olabilir, ama asıl yakından tanımamız gereken kişi bu iki ismin arkasındaki harika kadın, Serli Keçoğlu Uslay. Tanımış olmaktan, hayatınızda olmasından gurur duyacağınız, sohbet ettikçe hayatınızda yeni pencereler açan bir kadın Serli. Dokunduğu ve elini attığı her şeyi kendine has bir tarzda güzelleştiren, üretmeyi ve sevgiyi hayatının merkezine koymuş bir anne ve iş kadını. 

Serli anlattıklarıyla, hepimizin annelik hikayesinin bambaşka olduğunu ve bu yola çıktığımızda hayata dair tüm algılarımızın ne kadar derinden değiştiğini bir kere daha hatırlatıyor bize. Kızı Pera'yı kucağına aldıktan sonraki ilk ayları "Seneler sonra yeniden bakıma, kendi annene muhtaç oluyorsun. Özgürleşmiş, kendi yuvasını kurmuş, ayakları üzerinde durmayı öğrenmiş kocaman bir kadınken, bir anda tekrar annenin kanatları altına sığınma isteği çok değişik bir duygu. Kendin anneliği öğrenirken bir yandan, en çok çocuk olduğun dönem belki de bu." diyerek anlatması bu köklü değişimin çok çarpıcı ifadelerinden biri. 

Serli'nin Pera için en büyük hayali onun 'mutlu, huzurlu ve özgür' hissetmesi. Bu hayal, Pera'nın okulu 'Her Çocuk Bir Evren' aracılığıyla tanıdıkları Waldorf pedagojisi sayesinde adım adım gerçeğe dönüşüyor. Dahası Waldorf yaklaşımıyla kurdukları bağ, onlara hayatın her noktasında ilham verir hale gelmiş. Serli daha sade bir yaşamın mümkün olduğunu bu yaklaşım sayesinde tekrar hatırlamış.

Annelik deneyimi, Serli'nin kendi deyişiyle, onun 'olmazsa olmaz'larını 'olmasa da olur'lara dönüştürmüş. Dahası kalbinde kocaman yeni odalar açan ve o odaları şefkatle dolduran bu deneyim, onun kalbine anne sevgisinden ve sıcak bir yuvadan mahrum çocukları yerleştirmiş. Şimdi Serli, Kırmızı Karavan isimli vakıfla kimsesiz çocuklara aile sıcaklığını tattırmak, onların geleceğine ışık katmak için çalışıyor. "Kendime hep diyordum ki, 'Eğer bugün bir tek çocuk bile aç, muhtaç veya yalnızsa, hala istismara uğrayan, sokağa atılan çocuklar varsa ben boşuna üretiyorum, boşuna çalışıyorum demektir.' Bu hayatta daha önemli hiçbir konu yok ve ben sadece bunun için çalışmalıyım diye düşündüm." diyen Serli çıktığı bu yolculuk ile bir çocuğa annelik yapmak için onu doğurması gerekmediğini öğreniyor. 

Anneliğin bir kadının dünyasında neler değiştirebileceğini, kalbinin ne kadar da büyüyebileceğini bir kez daha gördüğümüz Serli ve Pera'nın hikayesinin sizlere de bir çok açıdan ilham vereceğine eminiz.