Ürün sepete eklendi

Prenatal Yoganın Anne ve Bebeğe Faydaları

YAZI —   |   İLLÜSTRASYON — ASLI KALELİOĞLU

Son zamanlarda popülaritesi gitgide artan prenatal yoganın anne ve bebek üzerinde hem fizyolojik hem de psikososyal açıdan önemli rol aldığı aşikar. Beden, zihin ve ruhu bütünleyen prenatal yoga, medikal ve tamamlayıcı tıbbın tüm imkanlarını "matınıza" taşırken, doğum sürecinde anne ve bebek arasındaki bağı da güçlendiriyor. Yoga bilimi, bugüne kadar modern tıp karşısında bu kadar dominant değildi, evet. Fakat yoganın insan sağlığı üzerindeki etkilerinin fazlasıyla görünürlük kazanmasıyla ve güncel bilimsel kanıtlara ulaşılmasıyla birlikte kendine yepyeni bir yer buldu.

Google Scholar, MEDLINE, Scopus, CINAHL ve EBSCO kaynaklarından ulaşılan 2014-2018 yılları arasında yayınlanan yaklaşık 945 makale kapsamında yapılan geniş çaplı bir araştırma sonucunda, gebelik döneminde yoga yapmanın psikososyal sağlık seviyesini yükselttiği ve prenatal bağlanmayı artırdığı belirtiliyor. Randomize yapılan kontrollü çalışmada, 8 haftalık bir periyodda haftada iki defa yapılan 40 dakikalık yoga pratiğinin kaygı ve stres düzeylerini gözle görülür biçimde azalttığı ortaya çıktı. Kontrol grubunda oldukça yüksek seviyelere ulaşan anksiyete ve depresyon puanlarının yoga grubunda daha düşük çıkması da prenatal yoganın olumlu yönlerini gözler önüne seriyor.

 

Depresyon Tedavisi

Gebelik döneminde oldukça yaygın olan depresyonun üstesinden prenatal yoga rutiniyle gelmek mümkün. Öyle ki Prenatal Hatha yoganın kortizol düzeyine ve depresif semptomlara etkilerini araştıran bir çalışmada, belli aralıklarla yapılan prenatal yoganın depresyon semptomlarını anlamlı ölçüde azalttığını tespit edildi. Aynı zamanda hamilelik döneminde yaşam kalitesini yükselterek stresi azalttığı bilinen prenatal yoganın depresyonu, endişe ve öfke gibi duygudurumlarını kontrol altına aldığı da biliniyor. Ruh halinizi iyileştiren prenatal yoga, yalnızca ruhsal olarak değil fizyolojik açıdan da oldukça etkileyici sonuçlar doğuruyor.

 

Stressiz Doğum

Prenatal yoganın sayısız faydalarından biri de maternal rahatsızlıkları önemli derecede azaltarak vücudu doğuma en doğru şekliyle hazırlaması. Vücuda “dinlen ve sindir” sinyalleri gönderen parasempatik sinir sistemini harekete geçiren prenatal yoga egzersizleri, kalp hızını yavaşlatıyor, kan basıncını düşürüyor ve oksijen stoklarını yeniliyor. Fiziksel iyilik halini artıran hamilelik yogasının uyku döngüsü, bel ve sırt ağrıları, boyun ve bel fıtığı üzerinde de önemli boyutta etkileri olduğu biliniyor. Tüm bunların yanı sıra asanaların (yoga pozları) çoğunu, normal doğuma ya da sezaryene hazırlık aşaması olarak görebiliriz. Doğum esnasında ani kasılmaları ve krampları kontrol altına almak içinse pranayama tekniklerinden (nefes kontrolü) yardım alabilirsiniz.

 

Güçlü Bir İletişim 

Her ne kadar bebeğinizin sizinle iletişim şekli ara sıra atılan küçük tekmelerden ibaret olsa da bu tek taraflı iletişimi bir üst seviyeye taşıma görevi annelere, yani sizlere düşüyor. Tam da bu noktada devreye prenatal yoga giriyor. Bebeğin anne karnında geçirdiği süre boyunca oluşturulan iletişim ağı ne kadar yoğun olursa, anne-çocuk arasındaki bağ o kadar güçleniyor. Plasenta, süngerden farksız; ayrıca pozitif ve negatif enerjiyi filtreleyebilecek kadar donanımlı değil. Dolayısıyla siz anne adayları ne kadar “zen” modunda olursanız, bebeğiniz de sizinle aynı frekansa ulaşacaktır.

 

Çocuğunuza Sağlıklı Bir Gelecek

Yapılan araştırmalara göre anneleri hamilelik sırasında egzersiz yapan yeni doğanlar, diğer bebeklerden daha çabuk koordine olabiliyorlar. Dolayısıyla hamilelik sırasında yapılan fiziksel aktivite yalnızca annenin değil; bebeğin de gelişimine katkıda bulunuyor. Maternal dönemde yoga yapan annelerin bebeklerinin kalp fonksiyonlarının ve nabız atışlarının egzersiz yapmayan annelerin bebeklerine oranla daha ritmik boyutta seyrettiği de bulgular arasında. Yoga pratiği esnasında bebeğiniz plasenta yoluyla daha fazla kan, oksijen ve besine maruz kalıyor. Bunun sonucunda ise bebeğinizin beyin ve sinir sisteminde gözle görülür farkındalıklar oluşuyor.

 

Lohusalık Dönemine Hazırlık

Düzenli yoga pratiğinin lohusalık dönemi üzerindeki etkileri de oldukça fazla. Hamilelikte endokrin sistemde artan östrojen, progesteron, kortizon düzeyleri doğum sonrasında bulunduğu noktaya dönse de prolaktin düzeyinin artması, anneliğe hazırlık sürecinde birtakım komplikasyonlara neden olabilir. Vücudun doğal ritminin bozulması sonucu oluşan hormonal dengesizlik ise annelerin duygusal tetikleyicilerini bir müddet devre dışı bırakabilir. Hamilelik boyunca yoga yapan annelerin, depresyon ve yorgunluk belirtilerinde anlamlı derecede düşüş görülüyor. Bir başka deyişle prenatal yoga, annelerin lohusalık dönemini daha kolay geçirmelerine ön ayak oluyor.