YAZI —   |   RÖPORTAJ — ASLI ALPAGUT

Bir önceki bölümde ‘bilinçli farkındalık’ kavramına giriş yapmıştık. Uzm.Psk. Çift ve Aile Terapisti Şirin Hacıömeroğlu Atçeken’e şimdi yönelteceğimiz sorular ise ‘ebeveynler ve çocuklar açısından mindfulness’ ile ilgili…

Anneler, hamilelikte ve özellikle yenidoğan döneminde çok stres altında olabiliyorlar, daha sakin kalabilmeleri için neler önerirsiniz? (Nefes veya spesifik egzersizler var mı?)

Hamilelik öncesinde, sırasında ve sonrasında mindfulness pratikleri yapmak elbette stres seviyesini azaltmak ve olayları daha baş edilir kılmak için çok önemli. Bazen anne adayları geçmişten gelen travmatik deneyimler sebebiyle de hamilelik ve annelik ile ilgili konularda çok stres yaşayabiliyor (eğer ikinci gebelik ise ilkindeki doğumdaki komplikasyonlar, gebelik sırasındaki olumsuz yaşam olayları, erken doğum, doğum sonrası bebekteki sağlık sorunları, yalnız ve desteksiz kalma veya anne adayının kendi bebekliğinde yaşadığı travmatik deneyimler de bilinçdışı kendi sürecinde tetiklenip anneyi yoğun endişeye itebiliyor). Eğer böyle bir durum söz konusu ise mutlaka psikolojik bir destek alınmasını öneririm.

Bir önceki yazıda anlattığım Mindfulness egzersizi her gün yapılırsa iyi olur. Ayrıca doğada daha çok vakit geçirmek ve bunu yaparken de beş duyumuzu kullanarak farkındalığımızı derinleştirmek sinir sistemini çok rahatlatır (Örneğin etrafta neler görüyorum, ne duyuyorum? Tenimde ne hissediyorum? türü sorular sormak; rüzgarı yüzünüzde hissetmek, etraftaki kokulara dikkat etmek gibi…).

Hamile yogasına gitmek de hem zihin hem beden hem de anne karnındaki bebek için çok faydalıdır… Bebeğin büyüyüp geliştiği ortamın, bedenin rahat ve sakin olması sağlıklı gelişimi için çok önemlidir.

 

Anne ve babaların kendilerinde bilinçli farkındalık kavramını geliştirmeleri çocuk yetiştirirken ne gibi avantajlar sağlar?

Bir kere en önemlisi çocuğumuzla her gün neyi deneyimlersek, onun beyninde bunu geliştiriyor, bunu güçlendiriyoruz. Bu deneyim öfke mi? İlgisizlik mi? Endişe mi? Yoksa keyif, neşe, bağlı bir ilişki, ilgi, yaşam enerjisi veya sevgi mi? Biz ne isek, nasıl isek çocuklarımıza (özellikle yaşamlarının ilk yıllarında) bunu aktarıyoruz. Onlara model oluyoruz. Unutmayın, çocuklar söylediklerimizi değil; yaptıklarımızı yaparlar. Her an boyunlarındaki hayali minicik fotoğraf makineleri ile gördükleri her şeyin fotoğrafını çeker, beyinlerindeki hafıza deposuna atarlar. İlişkileri, bu ilişkiden kendileri ile ilgili hangi çıkarımları yaptıklarını, dünyayı, anne-babasının ve aile fertlerinin onlara nasıl davrandığını, onların diğerlerine nasıl davrandığını, neler konuştuklarını gözlemlerler.

O yüzden, kendilerinde bilinçli farkındalık geliştiren anne-babalar bir kere çocuklarına bunu modellerler. Bu oluş halini aktarırlar. Ayrıca çocuk yetiştirmek yeri geldiğinde çok stresli olabilir. Böyle anlarda daha sakin kalıp etkin çözüm yolları bulabilirler. Kendi duygularını regüle edebilen anne-babalar bunu çocuklarına da öğretirler. Hatta bu duygu regülasyonunu yapabilmek ve zorlu zamanlarda kendini sakinleştirebilmek hayata dair dirayetli, dayanıklı olmanın birincil koşullarından biridir. Bunu yapabilen anne-babalar çocukları ile daha kaliteli ve bağlı ilişki kurabilirler. Hayatı seven, yaşam enerjisi dolu bireyler yetiştirirler.

 

Ebeveynlerin uygulayabileceği basit egzersizler, hayatlarına katabilecekleri kavramlar neler? Aileler olarak bilinçli farkındalığı artırmak adına çocuklarla beraber ne tür egzersizler yapabiliriz?

  • 5-10 adet tadına bakılacak yiyecek (kuru üzüm, dut kurusu, fındık, brokoli, çikolata, peynir gibi) seçin. Çocuğunuzun gözüne rahatsız etmeyecek şekilde bir eşarp bağlayın. Tek tek yiyecekleri ona tattırın ve sadece koku, tat ve dokunma duyularını kullanarak yiyecekleri tahmin etmelerini isteyin. Bu sırada aranızda konuşabilir, ona sorular sorabilirsiniz ve onun da deneyimini ifade etmesine teşvik edebilirsiniz. Çocuğunuzun tadımı bittikten sonra sıra size geçecek. Sizin tadacağınız yiyecekleri de çocuğunuz seçecek. Daha sonra birlikte bu egzersizin üzerinde konuşun.
  • Çocuğunuzla gününün nasıl geçtiği hakkında konuşun. O sırada tüm dikkatinizi ona verin; iyi dinleyin. Yargılamayın ve öğretici bir tavır takınmayın. Şu tip sorular sorabilirsiniz:

-   Bu sırada ne hissettin?

-   O sırada en çok hoşuna giden/ gitmeyen şey neydi?

-   Kendinde en çok neyi seviyorsun?

-   Sence arkadaşın o sırada ne hissetmiştir? 

  • Birlikte yemek yapın. Bunu yaparken asıl amacınızın eğlenmek ve keyifli zaman geçirmek olduğunu unutmayın. İçine koyduğunuz malzemeyi elleyebilir, koklayabilir, tadına bakabilirsiniz. Pişerken gözlemleyin, hangi aşamalardan geçtiğini fark edin. Daha sonra yerken de harcadığınız emeği takdir edin ve tadını çıkarın.
  • Birlikte doğada zaman geçirin ve maceracı yanınızı ortaya koyun. Daha önce girmediğiniz yollardan gidin, yeni yerler keşfedin (güvenli olduğundan emin olarak elbette). Bu sırada beş duyunuzu kullanarak farkında olun.
  • Aynı şekilde çocuğunuzla müzeye gitmek, serge gezmek, bir arkadaşınızın atölyesini ziyaret etmek gibi aktiviteler de birlikte kaliteli zaman için biçilmiş kaftandır. Önemli olan cep telefonlarınızı mümkünse kapatarak anda olmak, merak ve keşif duygumuza izin vermek (merak ve keşif en büyük sakinleştiricilerden biridir ve yaşan enerjisi depolar), birlikte olmaktan keyif almak ve kaliteli zaman geçirmektir.

 

Çocuklara özel mindfulness eğitimleri var mı? Bu farkındalığı küçük yaştan itibaren aşılamak mümkün mü? Bu Pratik onlara nasıl anlatılmalı?

Çocuklar için mindfulness için ilgilenenlere Eline Snel’in Bir Kurbağa Gibi Sakin ve Dikkatli isimli kitabını öneririm. Snel, çocukların ebeveynleriyle birlikte yapabilecekleri meditasyon çalışmaları öğretiyor ve konuyu çok sade, anlaşılır bir dille anlatıyor. Çocukların gerçekten çok zengin ve derin bir iç dünyaları vardır. Mindfulness ya da farkındalık meditasyonları da çok bedensel çalışmalardır ve çocuklar da bedenin dilinden çok iyi anlarlar, zira bu onlar için doğaldır. Çocuklara mindfulness’ı çok basit ve onların anlayabileceği bir dille anlatmak önemlidir. Hayvan benzetmeleri yaparak, egzersizleri daha kısa ve oyun haline getirerek, onları sıkmadan vermek gerekir. Ayrıca çocuk yogası da bu farkındalığı artırmanın iyi bir yoludur.

 

Çocuklarda mindfulness kavramını geliştirmenin ileriye dönük faydaları neler?

Öncelikle çocuğun dikkat, öğrenme, hafıza, duygu düzenlemesi, yaratıcılık, dürtü kontrolü gibi becerileri artar. Kendilerinin daha fazla farkında olurlar, ki bu durum sakin bir sinir sistemi için çok önemlidir. Sakin sinir sistemi kişileri strese, travmaya ve hayatın zorluklarına karşı daha dayanıklı yapar. Kin, nefret ve şiddet yerine sevgi, merhamet (hem kendilerine hem de diğer insanlara), empati dolu olurlar. İyiliğin daha fazla olduğu bir dünya için önce çocuklarımızın iç dünyasını değiştirmemiz lazım. Fakat bu demek değil ki kendilerini koruyamayacaklar; bilakis içinde sevgi, merhamet, optimizm ve yaşam enerjisi besleyen insanların sosyal hayatları ve insan ilişkileri de daha iyi olur. Böylece büyük resme bakabilirler ve zorlu anlarda daha sakin kalabilirler. Hiperaktivite ve dikkat eksikliği, disleksi, otizm gibi çağımızın en büyük problemleri de bilinçli farkındalığı yüksek çocuklarda tamamen iyileşmese bile çok daha baş edilir hale gelir. Dikkatli ve bilinçli bir şekilde anın içinde kalırken çocuklar nefeslerinin farkına varmayı öğrenirler. Bu sayede otomatik pilottan çıkar, iç güdülerini fark eder ve hayatta olumsuz, zorlu şeylerin de olabileceğini kabul etmeyi öğrenirler. Yaptıkları şeyleri daha sevgi dolu bir şekilde yapmayı da. Duygularını bastırmak yerine, anlamaya ve kabullenmeye başlarlar.

 

Ebeveynlere mindfulness hakkında önerileriniz neler?

Bilinçli farkındalığı yaşamınızda geliştirmek ve onun bir parçası haline getirmek için kendinize çok büyük ve ulaşılması zor hedefler koymayın. Bu bir yaşam tarzıdır. Her gün birkaç dakika bile uygulasanız yavaş yavaş bedeniniz ve zihniniz bu deneyime alışacaktır. Sonuçta neyi pratik ederseniz, zihninizde onu güçlendirirsiniz…

Her sabah uyandığınızda yataktan kalkmadan günün devamında olabildiğince farkındalığımı içinde bulunduğum ana vermeyi niyet edin. Çocuklarınızla zaman geçirirken, yemek yerken, bir arkadaşınızla buluştuğunuzda cep telefonlarınızı mutlaka kaldırın. Gün içinde internete bağlı olmadığınız zaman dilimleri yaratın. Unutmayın eskiden cep telefonları yoktu ve biz yine de yaşıyorduk. Yemek yerken tadına varın; beş duyunuzu devreye sokun. Doğada yürüyüş yaparken, çocuğunuzla oynarken, eşinizle sohbet ederken, duş alırken, traş olurken, yemek yaparken, kitap okurken de… Ve en önemlisi de kendinizi sevin; kendinize karşı nazik olun.