Ürün sepete eklendi

Hamilelik Döneminde Bebeğinizle İletişime Geçmenin 6 Yolu

YAZI —   |   FOTOĞRAF — Jesse Mclaren

Doğum öncesi psikoloji bilgisi, yaşam hakkında daha bilinçli olmak için harika bir araç ve bebeklerimizi sevgiyle büyütmemiz için kusursuz bir hatırlatma niteliğinde. Bu modern psikolojinin savunduğu en kritik konulardan biri de fetüsün henüz anne rahmindeyken bilinçli olduğu gerçeği. Öyle ki araştırmalara göre bebek, gebe kalınan andan itibaren annesinin nasıl ve nerede yaşadığından, çalışıp çalışmadığından, yediğinden, içtiğinden, deneyimlediğinden, düşündüğünden ve hissettiğinden büyük ölçüde etkileniyor ki bu da anne ve fetüsün, bebeğin gelecekteki yaşamının ortak yaratıcısı olduğu anlamına geliyor. 

İşte o nedenle uzmanlar, anne karnındaki bebeğe kendini güvende hissedebileceği bir atmosfer sunmanın, onun yalnız hissetmesini önlemenin ve onunla iletişime geçmenin oldukça önemli olduğunu işaret ediyor. Doğumla birlikte başlayacak yeni hayatınıza hazırlanırken bebeğinizle bağ kurabilmenizin farklı yolları mevcut ve sizin için onları bir araya getirdik.

Ama unutmayın; dilediğiniz kadar kişisel gelişim kitapları okuyun ya da tüm vaktiniz hamilelik kurslarında doğum egzersizi yaparak geçsin, bu kaynakların hiçbiri bebeğinizle aranızdaki bağı sizden daha iyi bilemez…

 

Temas Edin 

2015 yılında İskoçya'da bulunan Dundee Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada 23 hamile kadının bebekleriyle kurduğu üç farklı iletişim yöntemi incelendi. Araştırmacılar, anneler bebekleriyle konuşurken ya da karınlarını okşarken sonogram kullanarak bebeklerin rahimdeki hareketlerini gözlem altına aldı ve bebeklerin en çok dokunmaya tepki verdikleri görüntülendi. Bu araştırma bağlamında, bebeklerin yabancılarla da aynı şekilde etkileşime geçip geçmediklerini incelemek için ikinci ve üçüncü trimesterdeki 28 gebe kadın denek olarak kullanıldı. İkinci ve üçüncü trimesterdeki fetüslerin annelerinin tanıdık dokunuşlarını deneyimlediklerinde şaşırtıcı bir sonuç ortaya çıktı: Üçüncü trimesterdekiler, anne temasına anlık tepkiler verirken ikinci trimesterdekiler daha az tepki verdi. Yabancılar ve hatta çocukların babası bile annenin karnına dokunduğunda tepki bu kadar güçlü değildi.

 

Fetüsle Diyalog Kurun

Fetüsle konuşmak, maternal-fetal bağı en çok pekiştiren uygulamalar arasında yer alır. Fetüsle kurulan diyaloglar, anneyle çocuk arasındaki bağlanma düzeyini artırır ve maternal masaja benzer şekilde çocuğu anneyle tanıştırır. Bebeğiniz ikinci trimester döneminden itibaren duyma yeteneğini geliştirecek ve ilk olarak kalp atışınızı, sonra da sesinizi duyacak. Doğumdan hemen sonra yapılan çalışmalarda, bebeklerin anne sesine diğer seslere oranla daha çabuk tepki verdiği görülmüştür. Dolayısıyla bebeğinizle iletişim kurmak ve ona şarkı söylemek hatta eğer çocuğunuzun ismini seçtiyseniz ona ismiyle hitap etmek bile daha fazla bağlanmanıza yardımcı olacaktır.

 

Müzik Dinletin

Çocuğunuza hamileyken klasik müzik dinletmenin etkili bir sakinleştirme yöntemi olduğunu daha önce de duymuşsunuzdur. Klasik müzik, sinirsel bağlantıların oluşumunu tetiklemenin en iyi yöntemlerden biridir. Araştırmalar, yenidoğanların beyin gelişiminin doğumdan sonraki iki yıl içinde yetişkin kapasitesinin %90’ına ulaştığını ortaya koyuyor. Dolayısıyla bu dönemde oluşan sinirsel bağlantılar bir hayli kritik önem taşıyor. Fakat bebeğinize klasik müzik dinletirken gürültü seviyesinin 50 ile 60 desibel aralığında ya da konuşma tonunda olmasına özen göstermelisiniz.Özellikle 18. haftadan sonra yüksek sesli ortamlardan (konser, sinema) kaçınmanız tavsiyemiz. 

Doğacak bebeğinizle müzik keyfi yapmak için Petitmag olarak size özel hazırladığımız listeden faydalanabilirsiniz.

 

Meditasyon Yapın

Life in the Womb: The Origins of the Womb: The Origins of Health and Disease kitabının yazarı Peter W. Nathanielsz’a göre, sadece sinir sisteminizi rahatlatarak hormonal rahatsızlıklarınızın önüne geçebilirsiniz. Bantam adlı kitabın yazarı ve doğum uzmanı Christiane Northrup, doğum sırasında anne sakinliğini koruduğu takdirde bebeğin kalp atışlarının fetal monitörden görülebilecek kadar belirgin bir şekilde yavaşladığını söylüyor. Belki ufak bir farkındalıkla ve odaklanmayla bebeğinizin kalp atışlarını duyabilir, meditasyon sırasında ellerinizi karnınıza koyarak onunla empati kurabilirsiniz.

 

Belirli Aralıklarla Aynı Selfie’si Çekin 

Hamilelik sırasında hem kendi bedeninize hem de bebeğinize odaklanmak "mirror selfie" yöntemiyle mümkün olacaktır. Nasıl mı? Dijital çağa kolaylıkla adapte olan anneler, hamileliğiniz boyunca belirli aralıklarla kendinizi aynadan çektiğiniz takdirde bedeninizdeki değişiklikleri anbean takip ederek bebeğinizle ilk fotoğraf serinize imza atabilirsiniz. Bu anlarını sosyal medya üzerinden takipçileriyle paylaşarak şeffaf bir hamilelik geçirmeyi tercih eden annelerin ise bebekleriyle ilk dijital albümleri hazır. Ayrıca ayna karşısında selfie çekmek için doğru açıyı bulmaya çalışırken harcadığınız sürede bebeğinizle aranızdaki ilişki güçlenecek ve bedeninizde meydana gelen farklılıkları gözlemleyebileceksiniz.

Meraklısına not: Eğer eski aile albümlerinizdeki fotoğraflarınız Instagram profilinizdekinden daha fazlaysa nostaljik yanınız ağır basıyor demektir. O halde bebeğinizin ultrason fotoğraflarını yanınızda taşımak ya da sürekli görebileceğiniz bir yerde tutmak (buzdolabınıza da en az Instagram profiliniz kadar fotoğraf sığacaktır!) mucizevi bir varlığa ev sahipliği yaptığınızı hatırlatacaktır.

 

Babanın da Bebekle İletişime Geçmesini Sağlayın

Bebeğinizle ilk temasınızı kurdunuz; şimdi iletişime geçme sırası eşinizde. Şunu unutmayın ki çocuk yetiştirmek takım oyunundan farksız. Rahim duvarında geçirdiği on beşinci haftadan sonra dışarıdan gelen her yabancı sese kulak misafiri olan içinizdeki meraklı oluşum, en çok da ebeveynlerinin sesini duymak isteyecek. Dolayısıyla eşiniz zaman zaman elini karnınızda gezdirerek ya da karnınızla konuşarak ona “ben de buradayım” mesajı verebilir. Bu dönemde partnerinizle sık sık empati kurmak ve pozitif ebeveynlik gibi konularda beyin fırtınası yapmak doğum sonrasında elinizi epey kuvvetlendirecektir.