Ürün sepete eklendi

En Sevdiğim Çocuk Kitaplarından Alıntılar

YAZI —

Çocuk sahibi olduğumdan beri hayal dünyamda yepyeni bir sayfa açan, beni çok heyecanlandıran, zaman zaman duygulandıran ve çoğunlukla hayranlık uyandıran konuların başında çocuk kitapları geliyor. 

Yeni çıkan kitapları, hayranı olduğum yazar ve illüstratörleri takip etmek, çocuklardan önce kendim okuyup sindirmek, mümkünse yaratıcıları ile tanışabileceğimiz, kitapları bir de onlardan dinleyebileceğimiz etkinlikleri kovalamak ve çocuk kitabı alışverişi yapmak resmen bir hobi haline geldi benim hayatımda. Diğer ebeveyn arkadaşlarımla sohbetlerimiz sırasında da fark ediyorum ki; yalnız değilim.

Orhan Pamuk’un “Yeni Hayat”  kitabı herkesin çok iyi bildiği o cümle ile başlar : “Bir gün bir kitap okudum ve hayatım değişti”. İşte ben de bazı çocuk kitaplarını tekrar tekrar okurken bunu fark ediyorum. Aslında çok iyi bildiğimi sandığım, çoktan öğrenmiş olmam gereken, kabullenmiş olduğumu sanıp da aslında kabullenemediğimi fark ettiğim çoğu şey, çocuk kitaplarının yalın cümleleri arasına sıkışmış ortaya çıkıveriyor birden. Bazen çok basit bir cümle dokunuyor kalbime, bazen şahane bir illüstrasyon düşündürüyor üstüne dakikalarca ve konular açıyor sohbetlerimizde. Bazen çok ufak bir detay kendi çocukluğuma götürüyor, unuttuğumu sandığım bir anıyı ortaya çıkarıyor. İşte bu yüzden diyorum ki, çocuk kitapları da benim 'yeni hayatım'; bazen bir cümle okuyorum, olaylara bakışım değişiyor.

Sizin de tahmin edeceğiniz üzere, yazının devamında çocukların okumaktan keyif aldığı kitap önerileri yapmayacağım.

Bu yazıda en yalın hali ile yazılmış olmasına rağmen biz ebeveynleri kalbinden vuran, duygulandıran alıntılara yer vereceğim.

 

Harika Şeyler Yasayacaksın / The Wonderful Things that You Will Be (Emily Winfield Martin)

Tamamen şiirsel bir dil ile yazılmış, muhteşem çizimler ile renklendirilmiş bu kitap ebeveynlerin çocuklarına baktıklarında hissettikleri her güzel duyguyu, onlar adına kurdukları hayalleri ve gelecek beklentilerini okuyucularına geçirmeyi başarıyor. Kızım Leyla (5,5 yaşında) ne kadar etkileniyor bilmiyorum ama her okuyuşumuzda gözlerimin dolmasına engel olamadığım satırlar şunlar:

‘Geceler siyah,

Gündüzler gri olduğunda…

Sen o kadar cesur ve akıllı olacaksın ki,

Karanlıkta kalmayacaksın.

Sonunda büyüyüp

Yetişkin biri olduğun zaman,

Sana baktığımda,

Sen da bana baktığında,

Nasıl biri olursan ol,

Seni hep seveceğim.'    

 

Çeviri: Ayşe Belma Dehni

 

The Lion Inside (Rachel Bright/Jim Field)

‘The Lion Inside’, minicik olduğu için hiç kimse tarafından fark edilmediğini ve önemsenmediğini düşünen küçük bir fare ile ormanın kralı, herkesin korkulu rüyası aynı zamanda da idolü olan büyük aslanın arkadaşlık hikayesini konu alıyor.

Muhteşem çizimlerle görsel bir şölene dönüştürülmüş olan bu kitapta, minik farenin hayallerine ulaşmak için gösterdiği cesaretin ve bu arkadaşlığın ikisinin hayatında açmış olduğu yeni kapıların hikayesini okuyoruz.

Minik Fare, diğer hayvanlar tarafından fark edilebilir olmak, onlarla arkadaş olabilmeyi başarabilmek için tek ihtiyacı olanın Aslan gibi güçlü kükreme olduğunu düşünür, ancak öyle kükremeyi nereden öğrenebilir ki? Bunu kendisine öğretebilecek tek hayvan vardır; o da korkunç Aslandır! Bütün cesaretini toplayarak büyük Aslan’ın yanına gitmeye karar verir, çünkü:    

‘Fare yapacağı en korkunç şeyin bu olacağını hissetti. Ama eğer bir şeylerin değişmesini istiyorsan, öncelikle kendini değiştirmelisin.’

Uykusundan burnunun dibinde gözlerinin içine bakarak konuşan bir Fare tarafından uyandırılan Aslan müthiş bir korku ile bağırır. Çok korkmuştur. Ama nasıl olur da ormanların kralın herkesin korkulu rüyası Aslan minicik, kimsenin farkında dahi olmadığı bir Fareden korkabilir? 

Fare Aslanı sakinleştirir ve o noktadan sonra ikisi için de yepyeni bir kapı aralanır.

‘Ve işte o sihirli an…

Fare artık kendini hiç de küçük hissetmiyordu.

Kendi sesini keşfetmiş ve başkaları tarafından duyulabilir olduğunu fark etmişti,

Ve bunun için kükremesi veya bağırması gerekmemişti.'

 

Kitabın Türkçe çevirisi henüz bulunmuyor.    

 

The Huge Bag of Worries  (Virginia Ironside & Frank Rodgers)

Kuşkusuz çocuklar ile girilen en zorlayıcı sohbet konularından biri duymakta oldukları kaygılar ve bunların paylaşılması. “The Huge Bag of Worries” kitabı, tüm ebeveynlerin bu kritik zamanlarda sohbet başlatmak için kullanabileceği, kullanılan komik dili sayesinde okurken alınması gereken mesajı gizli bir şekilde vermeyi başaran kılavuz niteliğinde bir çocuk kitabı. 

Kitabin kahramanı Jenny aslında her şeye sahip, mutlu bir çocuk iken birden içinde bir sıkıntı hissettiğini fark eder. İçini sıkan tek bir şey değil aslında, birçok şeydir. Ve bir sabah uyandığında, yatağının altında kocaman ve kaygıları ile dolu bir çanta bulur. Çanta onu her yerde takip etmeye başlar, kurtulmaya çalışır ancak başaramaz, işin kötüsü çanta gün geçtikçe daha da büyüyordur.

Bir gün, tam da pes etmesi gerektiğini düşündüğü bir noktada yaşlı komşuları ile karşılaşır ve komşusunun verdiği tavsiye ile hem tüm kaygılarından hem de hayatını zindana çeviren o koca çantadan kurtulmayı başarır.

Jenny çantayı açamazdı. Çanta açılırsa içindeki kaygılar dışarı atlardı ve kim bilir sonra neler olurdu.

‘Saçmalık' dedi yaşlı kadın. 'Bir kaygının en nefret ettiği şey başka birisi tarafından görülmektir. Eğer büyük veya küçük herhangi bir kaygın varsa bunun üstesinden gelmenin en sihirli yolu onları yavaş yavaş ve birer birer başkalarıyla paylaşmaya başlamaktır. Sonra bir bakmışsın hepsinden kurtulmuşsun.’

Bunun üzerine Jenny çantayı açtı.'

 

Kitabın Türkçe çevirisi henüz bulunmuyor.

 

Bugün Bir Kova Doldurdun mu? / Have You Filled a Bucket Today? (Carol McCloud & David Messing)

Çocuklara iyilik ve nezaketin aslında ne kadar da kolay uygulanabilir olduğunu anlatan bu kitap her okuduğumuzda bende de motive edici bir etki yaratıyor. Bu kitapla, gündelik yaşamımızda nazik davranmanın, takdir etmenin, sevgi göstermenin ne kadar kolay ve ödüllendirici olduğunu öğreniyoruz.

Kitap her birimizin aslında görünmeyen bir kovaya sahip olduğunu anlatarak başlıyor. Birine karşı nezaket gösterdiğimizde, iyilik yaptığımızda hem karşımızdaki kişinin kovasını dolduruyoruz, hem kendimizinkini. Ancak bir başkasının kalbini kırdığımızda ise sistem tam tersi çalışıyor, hem karşımızdaki kişinin kovasını hem de kendi kovamızı boşaltmış oluyoruz. Hepimizin amacı günün sonunda hem kendi kovamızın hem de sevdiklerimizin kovasının dolu olduğundan emin olmak.    

‘Kova doldurmak hem eğlencelidir hem de kolaydır.

Genç ya da yaşlı olmanın hiçbir önemi yoktur.

Bedavadır. Fazla zamanını almaz.

Ve unutma, bir başkasının kovasını doldurduğun zaman, kendi kovanı da doldurmuş olursun.’    

 

Çeviri: Pınar Savaş

 

The Invisible String (Patricia Karst/Geoff Stevenson)

‘The Invisible String’, yalnızlık ve ayrılık kaygısı veya kayıp yaşayan çocuklar için okunması gereken kitaplar arasında bana göre ilk sırayı alan bir kitap. Aldığımız günden beri de ailecek favorimiz.

Kitap, hikayeyi çok yalın bir dil ile ele alıyor ve çocuklara aslında hiçbir zaman yalnız olmadığımızı anlatıyor. Sevdiklerimiz ile mesafelerden ve koşullardan bağımsız her zaman kuvvetli bir sevgi bağı ile bağlı olduğumuz mesajını veriyor. Özellikle okula yeni başlayacak, ebeveynlerinden kısa süreli de olsa ayrılığı ilk kez deneyimleyecek olan çocuklar için çok ikna edici bir öykü sunuyor.

Jeremy ve Liza, yağmurlu bir günde çıkan korkunç sesler yüzünden yataklarında uyuyamadıkları için annelerinin yanına gidiyorlar ve sohbete başlıyorlar, anneleri kaygılarını azaltmak için onlara sihirli bir ipten bahsediyor.

‘Ben ip falan görmüyorum” dedi Jeremy.

“Bu sihirli bir ip, görmene gerek yok.” dedi annesi, “Sadece birbirini seven insanların arasında olan, sevgi ile örülmüş sihirli, görünmez bir ip”.

“Peki eğer bu ipi göremiyorsak orada olduğunu nasıl bilebiliriz ki?” diye sordu Liza.

“Gözlerinle göremesen bile bu ip vasıtasıyla sevdiğin herkes ile bağlı olduğunu her zaman kalbinle hissedebilirsin.” diye cevapladı annesi.

 

Kitabın Türkçe çevirisi henüz bulunmuyor.

 

We are Family (Patricia Hegarty & Ryan Wheatcroft)

Hem çocuklara hem büyüklere “normal aile” kavramı ile ilgili bildiklerini sil baştan öğreten, muhteşem çizimlerle detaylandırılmış, sadece sözleri ile değil çizimleri ile de bambaşka örnekler sunan, çeşitlilik ve farklılığı anlatan muhteşem bir kitap; ‘We are Family’. 8 farklı ailenin benzer süreçlerdeki farklı deneyimlerini resimlerle okuyucuya sunarken kullanmış olduğu şiirsel dil ile konunun özümsenmesine yardımcı oluyor.

Okurken üzerine uzun uzun konuşmanın, yeni sohbetler yaratmanın mümkün olduğu bu kitapta beni en etkileyen bölüm:    

‘Kim olursak olalım, ne yaparsak yapalım,

Ailelerimiz her zaman bizi bir arada tutan bir tutkal gibidir.

Ne zaman onlara ihtiyaç duysak, çağırdığımız anda yardıma gelirler.

Her düştüğümüzde elimizden tutup kaldırmak için hazır beklerler.’

 

Kitabın Türkçe çevirisi henüz bulunmuyor.

 

Evini Arayan Ayıcık / The Sea Saw (Tom Percival)

'Evini Arayan Ayıcık', çocuklara aslında hiçbir şeyin, kalplerinde taşıdıkları sürece, gerçekten kaybolmadığını anlatan sürükleyici bir hikaye.

Kitabın baş karakteri Su, babasıyla okyanus kenarına yaptıkları bir gezi sırasında apar topar eve dönmeye çalışırken en sevdiği ve hem dedesi hem de annesinden yadigar kalan ayıcığını geride bıraktığını fark ediyor ve her türlü yolu deneseler de ne yazık ki ayıyı tekrar bulma şansları olmuyor.

Bunu gören Okyanus, Su’nun ayıcığına tekrar kavuşması için yardım etmeye karar veriyor ve uzun ve maceralı bir yolculuk böylece başlamış oluyordu. Yıllar süren yolculuk, muhteşem bir tesadüf sonrası kavuşma ile sonlanıyor ve kitabın son cümleleri beni hep kalbimden vurmayı başarıyor:    

‘Su yıllar, yıllar sonra ayıcığına ilk defa sıkı sıkı sarıldı.

Görüyorsun ya, eğer kalbinde taşırsan

Hiçbir şey gerçekten kaybolmaz.’

Ayrıca bu yazıyı hazırlarken karşıma kitap hakkında çıkan enteresan bir detay da, kitapta bulunan karakter ve objelerin tamamı Percival tarafından çizilmiş olsa da, tüm arka planların ve manzaraların Amsterdam’daki bir müzede sergilenen ve aralarında Van Gogh’a ait bir tablonun da bulunduğu yedi ayrı eserden parçalar taşıyan bir kolaj çalışması olduğu.

 

Çeviri: Sima Özkan

 

Sıkı Dostlar / On Sudden Hill (Linda Sarah/Benji Davies) 

'Sıkı Dostlar' bir arkadaşlık hikayesi. İki yakın arkadaşa katılmak isteyen üçüncü bir arkadaş ile, çocukların yaşamakta olduğu kıskançlık, değişim, iş birliği ve hayal gücü gibi farklı duygulara değinen, yine muhteşem çizimlerle renklendirilmiş, kolay okunur ve küçük yaşlara da hitap eden çok güzel bir hikaye. Çeşitli gel gitler sonrasında, artık üç kafadar olarak hayatlarına devam etmeyi tercih eden bu küçük arkadaşların hikayesi hepimize yeni şeyler denemenin, insanlara fırsat vermenin aslında kendi hayatımıza da güzellikler ve yenilikler katacağını anlatıyor.    

‘Bu yeni ve güzel bir şeydi.’

 

Çeviri: Oğuzhan Aydın

 

The Heart and the Bottle (Oliver Jeffers)

Bir zamanlar çok mutlu, hayatta olan biten her şeye karşı heyecanlı, öğrenmeye meraklı, cıvıl cıvıl bir kız vardı. Bir gün ansızın yaşadığı kayıp ve onun yaşattığı tüm olumsuz duygulardan, dahası yaşadığı kaybın hayatında yarattığı eksikliklerden kurtulmak için aklına bir çözüm geldi: Kalbini çıkarıp bir şişeye koymak!

Sanki kalbi vücudunda olmazsa tüm bu olanlardan kendini koruyabilecekti...

Günler, yıllar geçti, kız büyüdü, ama bu sefer de kalpsiz yaşamaya çalışmakla baş etmek zorundaydı.

Oliver Jeffers karakterin özellikle biz büyükler için çok bilindik duygular olan hislerini şöyle tanımlıyor kitabında:    

‘Artık dünyada olup bitene karşı hiçbir merak ve heyecan duymuyordu ve etrafında olanların da pek farkında değildi.

Farkında olduğu tek şey şişe içine saklamış olduğu kalbinin ne kadar ağır ve garip hissettirdiğiydi.’

Kitaptaki kız artık böyle yaşamak istemediğine karar verip kalbini şişeden çıkarıp yerine geri koymak ister ancak hiçbir yöntem işe yaramaz, sevgi dışında. Ne zaman ki hayatına, aynen onun bir zamanlar olduğu gibi mutlu, heyecanlı, meraklı, cıvıl cıvıl bir kız çocuğu girer, kalbi tekrar kendi yerini bulur.    

Kitabın Türkçe çevirisi henüz bulunmuyor.

 

The Girls (Lauren Ace & Jenny Loulie)

'The Girls' hep aynı elma ağacının altında buluşan, sırlarını, hayallerini, kaygılarını paylaşan dört kız arkadaşın hikayesi. Gün gelip büyüdüklerinde ve artık bambaşka yerlere dağıldıklarında bile hala sağlam kalmayı başaran dostluklarını anlatıyor.

Benim kitapta en sevdiğim cümle ise açılış cümlesi:    

‘Bir zamanlar dallarında elmalarla birlikte küçük kızlar da büyüten bir ağaç vardı.’

 

Kitabın Türkçe çevirisi henüz bulunmuyor.

 

The New Small Person (Lauren Child)

‘The New Small Person’ aileye yeni katılan bir bebeğin evin büyük çocuğu üzerinde yarattığı etkiyi komik bir dille ele alan, güzel çizimlerle süslenmiş bir hikaye kitabi.

Elmore Green evin tek çocuğu olarak son derece mutlu, el üstünde tutulan ve çok sevilen bir çocuktur. Bir gün beklenmedik bir bebeğin aileye katılması ile her şeyin değiştiğini düşünür.

Elmore kardeşinin gelişini bir türlü kabul etmek istemez ve ona yeni küçük insan olarak hitap etmekte kararlıdır, ta ki bir gün karanlıktan çok korktuğunda kardeşi onun yanına kıvrılıp, onu teselli edip yalnız olmadığını hissettirene kadar.

Bir kaç gün sonra Elmore en sevdiği oyun olan tüm oyuncaklarını odasından aşağı kata kadar sıralama isine girişmişken, kardeşi onun da oyuncaklarını kullanarak bu oyuncak dizinini aslında evin giriş kapısına kadar uzatabileceklerini söyler. Ve bu anda bir itiraf dökülür sözcüklere:    

‘Merdivenlere oyuncakları upuzun dizmenin ne kadar önemli ve özel olduğunu anlayan biri daha olduğunu bilmek kendini çok iyi hissettirmişti.’

 

Kitabın Türkçe çevirisi henüz bulunmuyor.

 

Yalnız Balina (Benji Davies)

Babası ve altı kedisiyle birlikte deniz kenarında yaşayan Noi kıyıya vurmuş küçük bir balina bulur ve onu gizlice eve götürür. Kendi yalnızlığına ortak bir arkadaş bulduğu için çok mutludur. Ancak bu sırrı babası öğrendiğinde olaylar değişir.

Balinayı denize, evine geri götürmek zorundadırlar. Benji Davies 'Yalnız Balina' kitabında bazen zor olsa da sevdiklerimizin iyiliğini için kararlar vermemiz gerektiğini anlatan çok sürükleyici bir hikaye yaratmış.

Bizim Leyla ile en sevdiğimiz kısım ise, Noi’nin aslında çok istemeyerek de olsa doğru olanı yapma cesareti gösterebilmiş olması ve bu sırada babasının varlığının ona sağladığı güven duygusunun paylaşıldığı bölüm:    

‘Noi, yapmaları gerekenin bu olduğunu biliyordu, yine de veda etmek zordu.

İyi ki babası yanındaydı.’

 

Çeviri: Oğuzhan Aydın

 

Dedemin Adası (Benji Davies)

Sid’in dedesi, evlerinin çok yakınında oturur ve Sid ne zaman istese dedesinin evine gidip onunla bolca vakit geçirmeye alışmıştır. Bir gün Sid, dedesinin evine gittiğinde onun artık orada olmadığını fark eder ve aramaya koyulur. Çatı katına çıktığında, dedesi onu bir kapının ardına saklanmış gizli bir adaya yolculuğa davet eder ve orada beraber muhteşem bir gün geçirirler. Ancak artık Sid’in eve dönmesi gerekmektedir. Dedesi bu sihirli adada çok mutlu olduğunu ve artık burada kalmak istediğini söyleyerek Sid’i yolcular.

Bir aile büyüğünü kaybetmeyi konu alan bu kitap, hassas bir konuyu yumuşacık bir hikaye ile çocuklara anlatmayı başarıyor.

Sid dedesi ile beraber çıktığı bu yolculuktan sonra tek başına eve dönerken dedesinin yokluğunun hissettirdiklerini aşağıdaki gibi anlatıyor:    

‘Gemi dalgaların arasında savrula savrula ilerliyordu.

Dedesi yanında olmayınca, yolculuk Sid’e daha uzun gelmişti.

Ama yine de sağ salim evine vardı.’    

 

Çeviri: Oğuzhan Aydın

 

Here We Are (Oliver Jeffers)

Kitabın yazarı Oliver Jeffers oğlunun doğumu sonrasında onu eve getirip odaları gezdirirken aslında bebeklerin nasıl da bomboş bir beyaz sayfa gibi dünyaya geldikleri gerçeği ile yüzleşir. Öğretilmesi ve öğrenilmesi gereken ne çok şey vardır! İşe “Dünya” ile başlamaya karar verir ve ‘Here We Are’ çocuk kitabı böylece dünyada yaşama kılavuzu olarak ortaya çıkar.

Her zamanki gibi Oliver Jeffers’in muhteşem çizimlerinin insanı hayran bıraktığı bu kitapta, dünyada yaşam ile ilgili kısa ama çok etkili ipuçları bulacaksınız.

Kitap benim en sevdiğim resimli çocuk kitabı. Her sayfasındaki çizimlerin ayrı ayrı hayranıyım. Ama bu kitapta beni en çok etkileyen şey, basit cümleler ve az kelime ile bile insanın içinde kocaman duygular uyandırabiliyor olması. Kitabin benim için çok özel olan iki bölümünü sizlerle de paylaşmak isterim: 

‘Evet bu, Dünya.

Ona iyi baktığından emin olmalısın,

çünkü elimizde yaşanabilir olan tek yer burası.’

 

'Dünyada bizim dışımızda hayvanlar da var.

Farklı şekillerde, boyutlarda ve renklerde karşımıza çıkıyorlar.

Onlar konuşamıyorlar, ama bu onlara iyi davranmamamız için bir sebep değil.'

Kitabın Türkçe çevirisi henüz bulunmuyor.

 

Grotlin / The Grotlyn (Benji Davies)

Grotlin muhteşem çizimler ve kafiyeli dizeler ile süslenmiş bir Benji Davies kitabı daha.

Kasabada gece olup karanlık çöktüğünde eşyalar gizemli bir şekilde yok olmaya başlar. Gölgelerde gezip herkesi ürküten gizemli bir yaratık dolaşmaktadır ortalarda.

Sürpriz sonuyla çocukları da büyükleri de şaşırtmayı başaran bu kitabın bana göre en değerli mesajı korkularımızın aslında ne kadar yersiz olabileceği bilgisini çocuklara hikayeye yedirilmiş şekilde verebiliyor olması. Benim en sevdiğim bölümleri ise şöyle:    

‘Ama korkma uyumaya ve rüya görmeye!

Çünkü işler göründüğü gibi değil gerçekte.’

Ancak gözler oyun oynar,

Bizlere hayaller sunar.’

 

Çeviri: Oğuzhan Aydın

 

Harry the Happy Mouse (N.G.K. & Janelle Dimmett)

'Harry the Happy Mouse' çocuklara nezaketin bulaşıcı olduğunu eğlenceli bir dille anlatmayı başaran sürükleyici bir kitap. Mutlu farenin başlatmış olduğu iyilik hareketi orman hayvanları arasında bir zincire dönüşür ve orman herkesin birbirine yardımcı olmaktan keyif aldığı ve herkesin mutlu olduğu bir yuva haline gelir tüm hayvanlar için. Ayrıca en önemlisi, birine iyilik yapmak kişinin kendisini de çok iyi hissetmesini sağlar!

Kitapta her bir hayvanın diğerine yardımı sonrasında tekrarlanan bu bölüm, çocukların fikri özümsemesini kolaylıkla sağlamayı başarıyor!    

“Bana sana yardım ettiğim için teşekkür etmene gerek yok, sen de ihtiyacı olduğunda başkasına yardım edersin olur biter! Bu hepimiz için en iyisi olur!”

‘’Ama nasıl?” diye sordu yarasa. “Benim başkasına yaptığım bir iyiliğin sana nasıl bir yardımı olabilir ki?”

“Başkalarına yardım etmek, sana kendini muhteşem hissettirecek!

Yardıma ihtiyacı olan birini gördüğünde elini uzatman yeterli!’

 

Kitabın Türkçe çevirisi henüz bulunmuyor.

 

There’s Tiger in the Garden (Lizzy Stewart)

Çocuklara hayal gücünün etkisini ve büyüklüğünü gösteren akıcı bir öykü “There’s a Tiger in the Garden”.

Anneannesinin evinde canı çok sıkılan Nora, yine kendisi gibi canı çok sıkılmış olan zürafası Jeff ile birlikte anneannesinin bahçesinde bir gezintiye çıkmaya karar verir.

Anneannesi bu aktiviteye biraz heyecan katabilmek için kendisinin bahçede daha önce kocaman yusufçuklar, büyük beyaz bir kutup ayısı ve hatta bir kaplan görmüş olduğundan bahseder. Nora anneannesine inanmaz ama Nora ve Jeff için bahçe turu macerası böylece başlamış olur.

Nora ve Jeff’in bu macerası aslında çocukların hayal ederlerse istedikleri her şeyi başarabileceklerini anlatan, rengarenk çizimlerle desteklenmiş, hareketli ve heyecanlı bir öykü sunuyor. Kitabın beni etkileyen ve çocuklar üzerinde de motive edici bir etkisi olduğunu düşündüğüm bölümü ise Nora ile Kaplan'ın karşılaşması sonrasındaki sohbetlerinde gizli:

“Hmm... Ama Kaplanlar bahçelerde yaşamaz ki.” dedi Nora.

“Sen gerçek misin?”

“Bilmiyorum,” dedi Kaplan.

“Peki ya sen? Sen gerçek misin?”

Nora bir süre bu sorunun cevabını düşündü.

“Bir fikrim var” dedi Kaplan.

“Eğer sen bana inanırsan, belki gerçek olabilirim.”

“Ve eğer sen de bana inanırsan” dedi Nora,

“O zaman ben de gerçek olabilirim!”

 

 

Kitabın Türkçe çevirisi henüz bulunmuyor.

 

Hiç Bitmeyen Şey / You Can Never Run Out of Love (Helen Docherty & Ali Pye)

‘Hiç Bitmeyen Şey’ hayatımızdaki en derin şeyi, sevgiyi anlatan sıcacık bir kitap. Hayatta her şeyin bitebileceğini ama sevginin asla bitmeyeceğini, tükenmesinin imkansız olduğunu, sevginin ölçülemeyeceğini ve kıyaslanamayacağını çocuklara yalın bir hikaye ile anlatan, okurken yüzünüze tebessüm bırakması garantili bir hikaye.

Benim en sevdiğim bölümü ise, birine veya bir şeye sevgi gösterdiğinde, karşılığını fazlasıyla alacağını hem kelimeler hem de muhteşem bir illüstrasyonla anlatan bu sayfa:    

‘Ne kadar sevgi verirsen, bir o kadarını da geri alırsın.’

 

Çeviri: Melike Hendek

 

The Bear, the Piano, the Dog and the Fiddle (David Litchfield)

'The Bear, the Piano, the Dog and the Fiddle', içinde kıskançlık, azim, başarı ve paylaşıma dolu dolu yer veren bir muhteşem bir arkadaşlık öyküsü.

Yaşlı ve artık gözden düşmekte olan usta kemancı Hektor’un en yakın arkadaşı Hugo’nun parlayan yıldızına karşı kontrol etmekte zorlandığı duygularının ve sonrasında ünlü bir kemancı haline gelen Hugo’nun yaptığı müthiş jestin hikayesinde, çizimler hikayeyi bambaşka bir boyuta taşımayı başarıyor.

Kitabın bana göre en dokunaklı kısmı yine son cümlesi: 

‘Çünkü iyi bir arkadaşlık, aynen iyi bir müzik gibi, bir ömür boyu sürer.’

 

Kitabın Türkçe çevirisi henüz bulunmuyor.

 

If I Could Keep You Little (Marianne Richmond) 

'If I Could Keep You Little' bir ebeveynin çocuk sahibi olduktan sonra iç dünyasındaki duygu karmaşasının en basit haliyle dile getirilmiş hikayesi.

Bir yandan çocuklarımızın büyümesini isterken diğer taraftan da kaçırmak istemediklerimizi hem şiirsel bir dille kaleme almış, hem de çok güzel çizimler ile desteklemiş olan bu kitapta tek bir favori cümle bulmakta oldukça zorlandığımı itiraf etmeliyim. Kitabın tamamı okurken beni bir duygu şelalesine sürüklüyor her zaman. Ama yine de tek bir bölüm seçmem gerekiyorsa, tercihim hepimizin hislerine tercüman olan aşağıdaki cümle olacak: 

‘Seni hep böyle küçük tutabilseydim, tüm kesiklerini ve yaralarını öpüp iyileştirirdim.

Ama bu sefer de kendi hatalarından ders çıkarıp, öğrenmeni izlemeyi kaçırmış olurdum.’

 

Kitabın Türkçe çevirisi henüz bulunmuyor.