Ürün sepete eklendi

Duyusal Hassasiyet Hakkında Bilmeniz Gerekenler

YAZI —   |   FOTOĞRAF — GÖZDE KUMRU UÇAK

Üsküdar Üniversitesi Öğretim Görevlisi, Uluslararası Duyu Bütünleme Bozuklukları ve Terapisi Uzmanı Yeşim Ünveren Duyusal Hassasiyet ile ilgili sorularımızı cevaplıyor...

 

DUYUSAL HASSASİYET TAM OLARAK NEDİR?

Duyu bütünleme çevremizden ve vücudumuzdan aldığımız duyusal bilgileri analiz ederek vücudumuzu çevreye uygun bir şekilde kullanmamızı sağlayan nörolojik bir süreçtir. Bu süreç yaşamımız boyunca devam eder, ancak hayatımızın özellikle ilk iki yılında duyusal kanallarımıza yoğun iş düşer. Bebekler bu yıllarda 'duyusal motor dönem' dediğimiz, duyusal kanallarından gelen bilgilere daha fazla odaklanıp bunları hareket cevabına dönüştürdüğü bir dönemden geçer. Duyusal sistemler olarak tanımladığımız 8 duyusal kanaldan aldığımız bilgiye yönelik cevaplarımız bizim gün içerisinde nasıl davranacağımızı, nasıl hareket edeceğimizi belirler. Bu duyusal sistemlerimizden bazıları dışarıdan ya da vücudumuzdan gelen uyaranlara az veya fazla reaksiyon verme potansiyeli gösterirse, biz de çevremizde akan bilgiye karşı farklı duygu, davranış ve hareket cevapları oluştururuz. Örneğin işitme sistemimiz sese olduğundan fazla reaksiyon gösterirse, merkezi sinir sistemi organizasyonumuzda “savaş” ya da “kaç” cevabı oluşur. Bu durumla başa çıkabilmek için kulağımızı kapatırız ya da çıkan sesin üstünde bağırarak veya ağlayarak durumla savaşırız. Günlük yaşamda gösterdiğimiz beceriler deneyimlerimize göre şekillendiği için en başta sergilediğimiz ve bize iyi gelen stratejileri yaşadığımız her deneyime taşırız. Böyle olunca da sistemimizin kaldırabileceğinin üzerindeki sese, dokunmaya, harekete, kokuya, tada olduğundan fazla reaksiyon gösteririz. Bu da bizim günlük yaşamımızda güvenli ve dengeli yaşam potansiyelimizi devam ettirebilmek adına kompanzasyon stratejileri geliştirmemize yol açar. Kişinin çevreden alınan uyaranlara karşı sosyal ve fiziksel etkileşiminin bozulmasına yol açan reaksiyonlar geliştirmesine duyusal hassasiyet diyoruz. Biz, duyu bütünleme terapi uzmanları olarak hareketlerle duyu bilgilerinin bütünlenmesine odaklanarak bu duruma yönelik iyileştirici yaklaşımlarda bulunuyoruz.

 

KİŞİLERDE DUYUSAL HASSASİYETİ OLMASININ HERHANGİ BİR SEBEBİ VAR MI?

Net bir tespit yapamasak da genetik özellikler, beslenme, az hareket etmek, bedenimizi daha az kullanmak, beden kullanımı tam olgunlaşmadan çok fazla uyarana maruz kalıyor olmak araştırmalarca belirtilen önemli etkenler.

 

DUYUSAL HASSASİYETİ OLAN ÇOCUKLARDA NE GİBİ BELİRTİLER GÖZLEMLENEBİLİR?

Her çocuğun yaşına göre takip etmesi beklenen gelişim basamakları vardır. Bu basamakların gelişme sürecinde aşırı hızlı ya da uzamış olması bizim için sinyal veren noktalardan. Yani, bir çocuğun konuşmasının gecikmesi, yürümesinin 15-18 aya uzaması, emekleme dönemini atlaması, yaş aralığındaki akranlarının tepki göstermediği dokunuşlara, kıyafetlere, yiyeceklere, seslere, hareketlere tepki göstermesi ya da tepkisiz kalması yine sıkı takip edilmesi gereken durumlardan. Araştırmalar gösteriyor ki duyusal hassasiyet gösterme oranı genel popülasyona bakıldığında 1:20. Tedavi süreci ise bu durumun çocuğun günlük yaşamını ne kadar etkilediği ile doğru orantılı.

 

BU BELİRTİLERİ EN ERKEN NE ZAMAN GÖZLEMLEYERİZ? DUYUSAL HASSASİYET BEBEKLİK DÖNEMİNDE KENDİNİ NASIL GÖSTERİR?

0-1 yaş dönemi bebeklerin biyolojik düzenleme dediğimiz önemli bir sürecini kapsar. Bu dönemde bebekler deri üzerinden, koku yollarından, ağız içinden, baş hareketleri, gövde veya uzuvlarını hareketleri ile pek çok beceri için dengeli duygusal ve davranışsal gelişim alt yapısı oluşturur. Anne karnında bebeğin kazandığı ilk duyumlardan bir tanesi kokudur. Bebek amnios sıvısı aracılığı ile annesini koklar ve bu koku ile gelen güvenli ortam bilgisi bebeğin annesinin kucağına verildiğinde koku yoluyla sakinleşmesini ve emme refleksi ile başlatılan ağız hareketlerinin beslenme hedefine dönmesini sağlar. Aynı zamanda deri üzerinden aldığımız bilgilerin doğru düzenlenmesi bebeğin anne kucağında güvenli bir şekilde pozisyonlanmasına, önce annesini sonra da çevresini gözlemleyebilmesi ve güvenli bir şekilde hareket etmeyi deneyimlemesi için doğru ortamı oluşturur. Bebekler bulunduğu çevrede duyu kanallarından aldığı bilgileri bütünleyici bir işlemden geçirebildiğinde bu ortamda mutlu, dengeli ve huzurlu olurlar. Eğer bu bilgiler etkin bir şekilde bütünlenemiyor ise kolik dediğimiz durumun sürmesi, uyku-uyanıklık durumunun yaşa uygun olarak düzenlenememesi, etkin emmenin gelişememesi, katı gıdaya geçişte zorlanması, bazı yatış pozisyonlarını tolere edememesi (özellikle yüzükoyun), ayına uygun ses çıkarmasında gecikme, oyuncaklara ve bakım verenlerine ilgisiz olması gibi durumlara yol açar.

 

DUYUSAL HASSASİYETİN ÇEŞİTLERİ VEYA DERECELERİ VAR MI? BUNLARA GÖRE DEĞİŞİK TEDAVİLER UYGULANIYOR MU? 

Evet var. Duyusal hassasiyetlerin toplandığı genel başlık 'Duyusal İşlemleme Bozukluğu'dur. Bu başlık kendi içerisinde 3 alt başlığa ayrılır. Bunlar duyusal modülasyon problemi, duyusal kaynaklı motor problemler ve duyusal ayırt etme problemidir. Mezuniyet sonrası duyu bütünleme bozuklukları ve terapisi üzerine eğitim almış fizyoterapist ve ergoterapistler klinik ortamda değerlendirmelerini yapar ve sonuca göre bir tedavi planlar. Değerlendirmelerde hedef çocuğun günlük yaşamında aksaklıklara yol açan duygu, davranış ve iletişim cevaplarının altında duyusal hassasiyetin rolü olup olmadığını tespit etmektir. Çocuğun bu duyusal hassasiyetlere yönelik ne tür telafi edici stratejiler geliştirdiği değerlendirilir. Çocuğun durumu ve hassasiyetinin seviyesine göre en uygun tedavi planlanır.

 

HANGİ DURUMLARDA VE KAÇ YAŞ İTİBARİYLE TERAPİYE BAŞLANMASI GEREKMEKTEDİR?

Duyusal işlemleme problemlerinin üzerinde önemle durma sebebimiz, bu problemin öğrenmenin temeli olan merkezi sinir sistemi organizasyonundaki işlev bozukluğunu göstermesidir. Yani, sinir sisteminiz normal yaklaşmanız beklenen durumlarda 'savaş' veya 'kaç' cevabı oluşturuyorsa, içinde bulunduğunuz durumu doğru tahlil edemiyorsunuz demektir. Böyle olduğunda duruma uygun olmayan cevaplar geliştirirsiniz. Örneğin dokunma duyusu hassas olan çocuklar tenlerine değen farklı yüzeylere aşırı tepki gösterirler ve her türlü dokunuşun rahatsızlık oluşturacağını öğrenirler. Bu durum onların çevreyi güvenle keşfetmelerine engel olur. Sonucunda fiziksel desteğe daha fazla ihtiyaç duyma, herhangi bir zorluk karşısında çözüm üretememe, yeni durumlara karşı tepkili yaklaşım, bazen de tamamen iletişimi kesme gibi durumlar oluşur. 'Yanlış nöral modelleme' dediğimiz bu gibi durumlar üst üste bindikçe otizm, hiperaktivite, öğrenme bozukluğu gibi görünen durumlara yol açar. Bizler bu yanlış teşhisleri ortadan kaldırmak adına durumun en erken dönemde durumun tespiti ve tedavisi üzerine yoğunlaşırız.

 

OCCUPATIONAL THERAPY/ERGO TERAPİ TAM OLARAK NEDİR VE NASIL ÇALIŞIR?

Ergoterapi, kişinin yaşam memnuniyetini, genel sağlık durumunu, iyilik halini geliştirmeye yönelik süreci tanımlar. Ergoterapistler danışanlarını değerlendirerek onlara kazandırılması hedeflenen temel aktiviteleri belirler ve bu amaca yönelik terapi uygular.

 

DUYU HASSASİYETİ OLAN ÇOCUKLARDA TEDAVİ SÜRECİ NASIL İLERLER?

Öncelikle durumun tespiti için duyu bütünleme terapisi konusunda eğitim almış fizyoterapist veya ergoterapistler duyu bütünleme terapisinin uygulanacağı ortamda çocuğu değerlendirir. Hassasiyet tespiti yapıldıktan sonra çocuğun ihtiyacına göre bir terapi programı planlanır ve uygulanmaya başlanır. Tedavi ile çocuğun günlük yaşamında, aktif bulunduğu ortamlara terapide kazandırılan duyusal stratejilerin taşınması hedeflenir. Bunun için de duyu bütünleme terapistleri ile çocuğun ebeveynleri, bakım verenleri ve öğretmenleri arasında iyi bir iletişim olması gerekir.

 

TERAPİLERİN SONUCUNDA NE GİBİ GELİŞMELER BEKLENMELİ? DUYU HASSASİYETİ TAMAMEN DÜZELEBİLİYOR MU? 

Duyu bütünleme terapisi (DBT), ergoterapist ve fizyoterapistler çocuğu iyi gözlemleyerek ihtiyaçlarına uygun bir yol izlerse son derece etkili olur. Terapide iki hedefimiz var; birincisi duyu bütünleme problemi dolayısıyla oluşturulmuş, duruma uygun olmayan cevapları yapılan uygulama ve modifikasyonlarla adaptif cevaba, yani duruma uygun cevaba dönüştürmek; ikincisi ise bu adaptif cevapları çocuğun günlük yaşamındaki her alana genellemesini sağlamak. Ebeveynler ile ortak hedefler oluşturmak ve ortak bir dil kullanmak tedavinin etkisini doğrudan arttıran önemli bir faktör. Çocukların terapi sürecinde kazandığı becerileri ilerletmeye yönelik cevaplarını hemen görürüz, ancak bunun günlük yaşama taşınması biraz daha zaman alır. Uygulamalar ne kadar tutarlı, tekrarlı ve düzenli olursa çocuğun öğrenme, sosyal-duygusal uyum, akran etkileşimi ve uyumu o kadar yükselir.

 

AİLELER DUYUSAL HASSASİYETİ OLAN ÇOCUKLARINI EVDE NASIL DESTEKLEYEBİLİRLER?

Duyu bütünleme terapisinin esasını 'zenginleştirilmiş ortamlar' dediğimiz uyaran açısından çeşitlilik ve fiziksel iş yapma potansiyelinin araç olarak kullanıldığı, çocukların bedenini aktif tutmak üzerine oluşturulmuş etkin aktiviteler bütünü olarak özetleyebiliriz. Çocuğun yaşına göre kendisine atadığınız işler duyu bütünleme sürecini destekleyen durumlar olacaktır. Evde yatağını toplamak, yemek hazırlıklarına yardım etmek, bulaşık makinesini boşaltırken ya da doldururken katılımda bulunmak, alışveriş sırasında paketleri taşımak ya da market arabasını sürmek, bolca tırmanma ve doğada araştırmaya yönelik yapılacak keşifler en sık önerdiğimiz aktivitelerin başında geliyor. Ancak bu tür işlerde çocuğun 'mış gibi' katılımını istemiyoruz. Bir duyusal uyarana aşırı reaksiyon verme durumunda bunu dengeleyecek şey sinir sisteminin regülasyon mekanizmalarını devreye sokabilmektir. Bunun için de çocuğun fiziksel güç kullanmaya yönelik işler yapması gerekir; bir şeyleri taşımak, itmek, çekmek gibi... Örneğin çamaşır makinesini boşaltmayı önermemizdeki sebep, çocuğun aktif olarak çekmeye yönelik iş yapıyor olmasıdır. Bu regülatör iş çocuğun ıslak nesnelere dokunma hassasiyetini azaltan bir kombine durum da meydana getiriyor. Ya da beraber kurabiye yaparken un paketini çocuğun taşıyıp ölçü kabına dökmesi hem proprioseptif hem taktil duyusal sistemini farklı uyaranlara maruz bırakıp yeni bir beceri öğrenmenin temeli olan motor planlama kapasitesini etkin hale getirecektir.

 

DUYUSAL HASSASİYETİ OLAN ÇOCUKLAR OKUL SÜRECİNDE NASIL DESTEKLENEBİLİR? 

Normal popülasyonda duyu bütünleme bozukluğunun görülme sıklığı 1:20’dir. Bizim ilgilendiğimiz şey bu problemin çocuğun öğrenmesine, oyun becerilerine, konuşma ve sosyal-duygusal gelişimine etkisi olup olmadığıdır. Çocuklarda duyusal hassasiyetlere erken dönemde müdahale edilmediği zaman ilerleyen dönemlerde öğrenme güçlüğü olarak karşımıza çıkar. Kreşte, yuvada bu durumun belirtileri olsa da, 'büyüyünce geçer', 'babası, annesi, halası, teyzesi, dedesi de böyleydi' denilen çocuklar oluyor maalesef. İşin en kötü tarafı ise, sistemin erken dönemde gösterdiği cevaplara göre yeni beceriler geliştiriyor olması. Bugün sahip olduğumuz her türlü beceri ve potansiyel geçmiş deneyimlerimize göre şekilleniyor. Dolayısı ile uzmanlar olarak bizler gelişim içerisinde çocuğun neye ihtiyacı varsa, tedavisini de ona göre şekillendiriyoruz.

 

DUYU HASSASİYETİ / DUYU BÜTÜNLEME NEDEN SON YILLARDA DAHA ÇOK GÖRÜLÜR OLDU?

Teknoloji çağıyla beraber çok fazla görsel uyarana ama bunun karşılığında çok az fiziksel harekete maruz kalıyoruz. Bunun dışında beslenme özelliklerimizin, gıda kalitesinin, iklim değişikliklerinin, modern yaşama dair hızın artmasının da etkisi büyük. Oysa ki bizim sağlıklı beden farkındalığımızın gelişebilmesi için hıza değil, hareket deneyimini sindire sindire bolca yaşamaya ihtiyacımız var. Gelişimsel olarak geri veya ileri olmayı değerlendirmek yerine, bu gecikme veya ileri olma durumuna kendimizi nasıl adapte ediyoruz, bunun farkında varmalıyız.