YAZI —   |   RESİM — KAYLA GALE

Covid-19 salgını tüm dünya ile paylaştığımız ortak bir kaygı ve belirsizlik hali olarak önümüzde duruyor. Bir yandan sosyal izolasyonun getirdiklerine adapte olmaya çalışırken, bir yandan da salgının getirdiği belirsizlik durumuyla başa çıkmaya çalışıyoruz. Yetişkin olarak bizleri zorlayan bu durumu, ebeveyn olarak çocuklarımıza nasıl anlatacağımızı, onların fiziksel ve psikolojik sağlığını nasıl koruyacağımızı düşünüyoruz.

Bu salgının hepimiz için olağanüstü bir deneyim olduğunu aklımda tutarak, çocuklarla Covid-19 hakkında nasıl iletişim kurabileceğimizi, daha önceki bilgilerim ve bu zamana kadar yapılan öneriler ışığında sizler için derledim.

Oksijen Maskesi Önce Kendinize

Çocuklarımıza yardımcı olmanın ilk adımı, kendimize yardımcı olabilmekten geçiyor. Kendi duygusal kabımız boşken, etrafımızdakilerin kabını doldurabilmemiz pek mümkün değil. Bu sebeple önce kendimize, bedenimize, hissettiklerimize dönüp neler olduğunu anlamlandırmaya çalışabiliriz. Herkese iyi gelen metod farklıdır. Amacımız kendi duygusal durumumuzu keşfetmek ve dengede tutmak olduğu sürece bazılarımız yoga, meditasyon, nefes egzersizleri, yazma çalışmalarından faydalanabilir, bazılarımız ise hareket, dans, ev işleri ya da küçük günlük molalarda şifa bulabiliriz.

Açık ve Samimi Olun

Çocuklarla salgın hakkında iletişim kurarken önceliğimiz açık ve samimi bir tavır benimsemek olmalı. Çünkü çocuklar ne söylediğimizden çok nasıl söylediğimizle ilgileniyorlar. Bu sebeple iletişime geçerken beden hareketlerimizin, ses tonumuzun ve duygusal durumumuzun sözlerimizle uyumlu olması önemlidir. Açık iletişimde dürüstlük ön plandadır. Örneğin, “Anneannemleri ne zaman göreceğiz?” sorusuna çocuğun yaşını da göz önünde bulundurarak samimi bir şekilde şu cevabı vermek; “Onları özlediğini biliyorum, ama ne zaman görebileceğimizi şimdilik ben de bilmiyorum, bunun için gelişmeleri takip ediyoruz”, herhangi bir şekilde cevabı geçiştirmekten daha iyi bir seçenek olacaktır.

Hikayeleştirme Tekniğini Kullanın

Çocuklara salgını anlatırken hikayeleştirme tekniğinden faydalanabilirsiniz. Örneğin “Bazen hasta oluyoruz, ateşimiz çıkıyor, dinleniyor, ilaç alıyor ve iyileşiyoruz. Hatırlıyor musun sen de bir keresinde böyle olmuştun? Bu Coronavirüs ise bu tarz bir hastalığı yapan küçücük bir canlı. Biz bunlara virüs diyoruz. Bu virüs o kadar küçük ve hızlı ki dünyanın her yerine seyahat etmiş. İnsanlar bu küçücük virüs karşısında ne yapacağını bilememiş, vücudumuzdaki minik savaşçılar bu virüsü yenmek için çabalayıp durmuş…” gibi bir hikaye uydurabilirsiniz. 7 yaş altı çocuklara Coronavirüs'ü bu şekilde anlatmak için bu hikaye kitabını inceleyebilirsiniz.

 

Çocuğun Yaş ve Gelişim Düzeyini Göz Önünde Bulundurun

2-6 yaş döneminde sözel anlatımdansa oyun yoluyla anlatım da tercih edilebilir. Örneğin Coronavirüs'ü, oyun hamuru ya da pelüş oyuncakla sembolik olarak temsil ettiğiniz bir oyun üzerinden anlatabilirsiniz. Bu yaş dönemi için bilimsel açıklamalar yapmaktan, virüsle ilgili detaylı bilgiler vermekten kaçınmak yerinde olacaktır. Özellikle 0-6 yaş döneminde çocuklar dünyanın güvenli bir yer olduğunu hissetmeye ihtiyaç duyarlar. Bu dönemde çocuklara salgını açıklarken “Ben buradayım, sevdiklerimiz yanımızda, bu salgın geçtikten sonra da birlikte uzun yıllar yaşamayı planlıyoruz” diyebilirsiniz. 6 yaş ve üstü çocuklar için sözel anlatımdan, videolardan, görsellerden, resim çizdirmeden ve hikaye kitaplarından yararlanabilirsiniz.

 

Soru Sormasını Teşvik Edin

Sorular durumun belirsizliğini azaltacağı için, sorulara geçiştirmeden ya da küçümsemeden cevap verebilmek önemlidir. Salgın hakkında açıklama yaptıktan sonra aklına takılan herhangi bir soru olduğunda her zaman size sorabileceğini belirtebilirsiniz. Bir diğer önemli nokta da çocuğun sorduğu sorudan fazla bilgi vermemektir. Örneğin “Bize bir şey olacak mı?” gibi bir soruya “Evet bize bir şey olacağı için korkuyor olabilirsin ama olmaması için gerekli önlemleri aldık, bu yüzden evdeyiz.” diyerek kısa ve net bir cevap verebilirsiniz. Ya da “Neden arkadaşlarımla görüşemiyorum?” sorusuna “Arkadaşlarını çok özlüyorsun biliyorum, virüsten korunmak için kimse evinden çıkmıyor, istersen arkadaşını telefonla arayabiliriz” diyebilirsiniz. Bir sorunun cevabını ya da nasıl cevaplayacağınızı bilemediğinizde ise “Bu sorunun cevabını bilmiyorum ama senin için bunu araştıracağım” diyebilirsiniz.

 

Oyunun iyileştirici gücünden faydalanın

Çocuklar iç dünyalarını oyun yoluyla bizlere yansıtırlar. Bu sebeple tekrar eden oyunları, sözleri ve davranışları bize neler yaşadığına dair ipuçları verecektir. Kaygılı olduğunu hissederseniz, sizin sadece oyuncu, çocuğunuzun da oyunun yönetmeni olduğu bir oyun zamanı yaratabilirsiniz. Bu oyun zamanında oyunun senaryosunu tamamen çocuğa bırakmayı, oyuna hiç müdahale etmeden sürdürmeyi deneyebilirsiniz. Bu sayede çocuğunuzun duygularını ve yaşadıklarını göstermesi için ona alan açmış olacaksınız.

 

Rutinleri Korumaya Çalışın

Belirsizliğin kaygıya dönüştüğü bu zamanda, evde yeni ve uygulanabilir bir rutin yakalamak çocuklar için de kaygının azalmasına ve güven hissinin korunmasına aracılık edecektir. Katı ve fazlaca yapılandırılmış bir günlük rutindense, yemek, uyku, oyun ve akademik çalışma saatlerinin kabaca belli olduğu bir program izlemek hem ebeveyn hem de çocuk için daha kolay olacaktır. 6 yaş ve üzeri çocuklar için, “Bugün neler yapacağız, sen bugün neler yapmak istersin?” gibi sorular eşliğinde onun da fikir ve isteklerini göz önünde bulundurarak bir günlük program oluşturabilirsiniz. Okul öncesi dönemdeki çocuklarda ise bu programı resimlerle destekleyebilir ve evde görünür bir yere asabilirsiniz. Sıra dışı bir zamanda olduğumuzu unutmadan, tüm günü aktivite ve yapılacaklarla doldurmak yerine rutinlerde esnemelere yer verebilirsiniz.

 

Sevgi ve şefkate yer açın

Hepimizin yoğun kaygı duyduğu bir dönemde çocukların ebeveynlerine daha yakın olma isteği (örneğin daha önceden yatağında uyuyan bir çocuğun anne babasının yatağında yatmak istemesi gibi) son derece anlaşılabilir bir durumdur. El masajı, sarılmak, saç taramak gibi ten teması içeren aktiviteleri günlük rutininize ekleyebilir, uyku zamanı kitap okuma, masal anlatma, şarkı söyleme gibi aktivitelere daha geniş yer ayırmayı deneyebilirsiniz.

 

Destek alın

Çocuğunuzda yoğun kaygı, endişe, rutininde (yeme, uyku, tuvalet gibi) sıra dışı değişiklikler gözlemlerseniz bir uzmandan destek alabilirsiniz. Yaşadığımız bu süreç hem ebeveynler hem de çocuklarda daha önce var olan kaygı ve korkuları tetikleyebilir, bu gibi durumlarda pek çok uzmanın online destek vermek için hazır olduğunu, bu süreçte yalnız olmadığımızı unutmayalım.

Her kriz gibi bu kriz de geçicidir. Bu krizin, aile bağlarımıza, sevdiklerimize, yakınlarımıza ve sosyal ilişkilerimize yatırım yaparak değerlendirdiğimiz sağlıklı bir süreç olarak hatırlarımızda kalması dileğiyle.