Ürün sepete eklendi

Çocukluk Çağı Gelişimsel Korkuları

YAZI —

Korku en temel duygularımızdan biridir. Bebeklikten itibaren bizi tehlikelere karşı koruyan ve hayatta kalmamız adına adımlar atmamızı sağlayan bir duygudur. Çocukların farklı yaş dönemlerinde farklı korkular geliştirmeleri bazen anne babalar için endişe verici olabilir. Karanlıktan, gölgelerden, canavarlardan hatta tuvaletin sifon sesinden korkmak gibi… Pek çok korku gelişimsel olarak çocuk gelişiminin tipik bir parçasıdır ve bebeklikten ergenliğe dek farklı şekillerde kendini gösterebilir. Çocuk, gelişim basamaklarını tırmandıkça yaş dönemine özgü korkular da zamanla kendiliğinden söner. Dolayısıyla ebeveynlerin kabul edici, olumlu, yatıştırıcı ve destekleyici tutumları bu korkuların zaman içinde sönmesi için yeterlidir. Burada endişelenmek için önemli olan kriter ise çocuğun korkusunun süresi ve yaş dönemine göre uygun olup olmadığıdır. Bu yazıda 3-12 yaş aralığındaki çocukların yaşayabileceği gelişimsel korkuları sizler için derledim.

 

3-4 Yaş Dönemi

Bu dönemdeki belirgin korkular çocukların hayal güçlerinin gelişimiyle birlikte görülür. Özellikle 3-4 yaşlarından itibaren çocuklar karanlık, gölgeler, canavarlar, evin içindeki sesler ya da gök gürültüsünden korkabilirler. Çocuklar bu dönemde dış dünyada olup biteni anlamlandırmak ister ancak karanlıkta görüş mesafesi çok kısa olduğundan bunu yapmakta zorlanırlar. Somut olarak göremediği şeyleri hayal gücünde farklı nesnelere dönüştürürler. Örneğin, perdenin gölgesi onlar için bir canavar ya da buzdolabının sesi korkunç bir kaplana benzeyebilir. Benzer şekilde bu dönemde somut olarak gördükleri ama çekindikleri tüylü canlılardan ya da hayvanlardan da korkabilirler. Bunun nedeni ise beynimizin bizleri dış tehlikelere karşı uyarmak zorunda olmasıdır, dolayısıyla zararsız evcil hayvanları bile çocuklar için her zamankinden daha korkunç görülebilir.

 

'Çocukların soyut düşünme becerisi henüz gelişmediği için rüyalarında gördükleri gerçek olmayan şeyleri gerçek hayattan ayırmakta zorlanabilirler.'

 

5-6 Yaş Dönemi 

Okul öncesi dönemde ise çocukların yoğun yaşadığı korkulardan biri ebeveyninden ayrılma ve okul korkusudur. Bu iki korku aslında birbirini tamamlar. Okul ortamı çocuklar için yeni bir deneyimdir ve henüz bu yeni ortamı, kuralları ve beklentileri tanımadığından çocuklar okul ile ilgili genel bir endişe duyabilirler. Burada ebeveyn olarak bilmediği bir ortama girerken daha çok güven ihtiyacı hisseden çocuğun endişe duygusunu beslememek değerlidir. Çocuklar okulun ve öğretmenlerin güvenilir olduğunu ebeveynlerin davranışlarından ve söylemlerinden öğrenirler.

Bu yaş döneminde çocuklar okul ortamı ile birlikte başka çocukların da hayatından haberdar olmaya başladığından kendi bedenlerine gelecek bir zarardan da korkmaya başlayabilirler. Hasta olmanın, doktora gitmenin ve ilaç almanın nasıl bir şeye benzediğini hatırlayıp ilişki kurabilecek gelişimde olduklarından bedenlerine bir zarar gelmesinden korkabilirler. Rüyalar ve kabuslar da bu yaş dönemine özgü yoğun korkulardan biridir. Çocukların soyut düşünme becerisi henüz gelişmediği için rüyalarında gördükleri gerçek olmayan şeyleri gerçek hayattan ayırmakta zorlanabilirler.

 

6-12 Yaş Dönemi

6-7 yaş itibariyle korkular somut nesneler yerine daha soyut nesneler ve olaylar üzerinden ilerleyebilir. Dolayısıyla karanlık korkusu yerini, okul, sosyal ilişkiler ve bedensel yaralanmalarla ilgili korkulara bırakabilir. Çocuğun ergenliğe girmesiyle birlikte bu tarz korkular da giderek azalacaktır. Çocukların dönem dönem yaşadığı bu gelişimsel korkular eğer çocuğun ve ailenin hayatını kısıtlar hale geldiyse ve gündelik yaşamına engel teşkil eden bir noktadaysa bir ruh sağlığı uzmanından destek alınması önemlidir. Örneğin, çocuğun okul korkusu sosyal ortamlardan çekinmesine, bazı yerler ve kişilerden kaçınma davranışı göstermesine, fiziksel nedeni olmayan bedensel şikayetlere neden oluyorsa bu noktada bir uzmanın değerlendirmesi ve takibi önemli olacaktır.

 

Ebeveynler Olarak Neler Yapabiliriz? 

  • Çocuklar bir şeyden korkuyorsa, korkulacak bir şey vardır. Dolayısıyla toplumumuzda yaygın olarak kullanılan “Burada korkulacak ne var? Sen abla / abi oldun artık, bundan korkulur mu?” gibi cümleler çocuğun anlaşılmadığını hissetmesine neden olur.
  • Korkulacak bir şey olmadığına çocuğu ikna etmeye çalışmak da uzun vadede işe yarayan bir yöntem değildir. Bunun yerine çocuğun korkusuna saygı göstermek ve neler yaşadığını anlamlandırmaya çalışmak etkili olacaktır. Çocuğu dinleyebilir ve korkunun ne zamandır var olduğuna, hangi durumlarda fazlalaştığına dair merakla gözlem yapabilirsiniz . Örneğin, 2 haftadır karanlıktan korkan çocuğunuz için 2 hafta önce hayatında ne gibi değişimler olduğunu, rutininde normalden farklı neler yaşandığını gözlemleyebilirsiniz.
  • Korkuları birlikte deneyimleyebilirsiniz. Özellikle 3-4 yaşlarında gece yatarken karanlıktan korkan çocuğunuzla el ele tutuşup evin içinde bir gezintiye çıkabilir, korktuğu gölgeler ya da karanlık figürler hakkında konuşabilirsiniz. Bu gölgelerin gündüz gün ışığında gördüğünüz objelere ait olduğunu gösterebilirsiniz.
  • Korku üzerine sohbetleri, korkunun yoğun yaşandığı anlardansa çocuğunuzun daha rahat ve sakin olduğu anlarında yapmanız değerlidir.
  • Çocuklar soyut olan korkularını somutlaştırdıklarında zihinlerinde bu korkuyla başa çıkabilecek çözümler üretebilirler. Örneğin, korktuğu şeyin resmini çizmek, oyun hamurundan heykelini yapmak somutlaştırması için ona alan açabilir. Daha sonra bu somut korkuyu kontrol altında tutabilmek için komik ya da güçsüz bir şeye dönüştürmek işe yarayabilir. Örneğin, korktuğu canavarın resmini çizdikten sonra ona bir ad takabilir ve görüntüsünü komik hale getirebilirsiniz.
  • Benzer şekilde zihinlerinde onlara korkutucu gelen şeyler yokmuş gibi davranmak yerine oyuncu bir şekilde gerçekten var olduklarını belirtip “Dinazorlar / canavarlar / ejderhalar bu evin kapısından içeri giremez. Kapılarımız sımsıkı kapalı” diyerek durumu hikayeleştirebilirsiniz. Bu şekilde korkulan soyut nesneler, oyun içinde baş edilebilir hale gelecektir.
  • Çocuklar için korku temelde belirsizliklerle ilgilidir. Dolayısıyla anne ve babasının da daha önce bu tarz korkuları olduğunu duymak, bunun gelip geçici bir durum olduğunu bilmek onlara güven verecektir. “Çok korkmuş görünüyorsun. Biliyor musun ben de çocukken ….’dan korkardım. Hepimizin böyle korktuğu zamanlar olabiliyor.” Cümlesini duymak çocuğunuz için rahatlatıcı olur. 

Çocukların korku duygusuyla baş edebilecek ruhsal ve zihinsel olgunluğa erişmesi zaman alır. Bu zaman içerisinde onu anlayan, rahatlatan, yatıştıran ve çözüm yolları bulabilmesi için destek olan ebeveynlere sahip olması en büyük zenginlik olur.