Ürün sepete eklendi

Çocuklarla Birlikteyken Teknolojiyi Tadında Kullanmanın Yolları

YAZI —   |   FOTOĞRAF — GÖZDE KUMRU UÇAK

Modern zamanda anne baba olmanın en büyük zorluklarından biri teknolojiyle mücadele olsa gerek. Bir yandan çevremizde çığ gibi büyüyen teknoloji bağımlılığının her geçen gün daha çok farkına varıyor, ileride bu bağımlılığın çocuklarımızı da etkileyeceğinden endişelenerek sağlıklı dijital alışkanlıklar edinmeleri için çalışıyoruz. Öte yandan akıllı telefonlar adeta bir uzvumuza dönüşmüş durumda. Gözümüzü ekrandan alamıyoruz ve sosyal medya hesaplarımızı kontrol etmeden duramıyoruz. Bu şartlar altında çocuklarımız için ekran zamanını, telefon-tablet kullanımını ne kadar kısıtlarsak kısıtlayalım ne yazık ki, onlara sağlıklı dijital alışkanlıklar kazandırmamız mümkün görünmüyor. Kısacası, çok geç olmadan çocuklarımızdan önce dönüp kendimize bakmamız gerekiyor.

Teknolojiye bu denli bağımlı olmamızın bambaşka bir yönü daha var. Çocuğuyla oyun oynarken göz ucuyla Twitter’ı takip eden ya da bir yandan onun okuldaki gününü dinlerken diğer yandan Instagram hikayelerinden gözünü alamayan kaç kişiyiz? Epeyce çok olmalıyız. Sadece ufak bir gözlemle anne babaların ellerindeki akıllı telefonlara fazla odaklandıklarını ve o anlarda dikkatlerini çocuklarına veremediklerini söylemek mümkün. Yetişkin iletişimini bile baltalayan akıllı telefonlar, çocuklarımızla kurduğumuz etkileşimin kalitesini ciddi anlamda düşürüyor.

Bazı kaynaklarda teknoloji nedeniyle karşılıklı iletişimin bölünmesine “technoference” deniyor. Anne-baba-çocuk arasındaki etkileşim sırasında sürekli dikkatin bölünmesi durumu ise “distracted parenting” yani “dikkati dağınık ebeveynlik” olarak adlandırılıyor. Aşırı teknoloji kullanımının, bebeklikten ergenliğe kadar çocukluğun her döneminde anne-baba-çocuk iletişimini ve nihayetinde çocuk gelişimini nasıl etkilediğine dair çalışmalar ve uzman görüşleri de mevcut.

İşte, tüm bunlara göre “dikkati dağınık ebeveynlik” ile ilişkilendirilen olası zararlar şöyle:

- American Academy of Pediatrics’in araştırmasına göre oyun parklarında akıllı telefonlarıyla ilgilenen ebeveynlerin çocukları daha fazla park kazası yaşıyor.

- Boston Medical Center’ın restoranlarda yaptığı bir çalışmada yemek sırasında bakım verenlerin çocuklarla etkileşimi gözlemleniyor. Çalışma sonucunda akıllı telefonuyla ilgilenen bakım verenlerin çocukların iletişim çabalarını yok saydığı, eğlenme ya da ilgi çekme amaçlı davranışlarına daha sert tepkiler verdiği görülüyor.

- Teknoloji uzmanı ve yazar Linda Stone, ebeveynlerin ekran kullanımına bağlı ilgi eksikliğini 20 yılı aşkın süre önce “sürekli kısmi dikkat” olarak adlandıran öncü bir isim. Stone’a göre bu yeni nesil ebeveyn etkileşimi stili, insan öğreniminin temeli olan karşılıklı iletişime ve neticesinde çocuklara zarar veriyor. 

- Harvard Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Çocuk Gelişimi Merkezi’nin direktörü, pediyatrist Jack P. Shonkoff’un ünlü “serve and return” teorisine göre, iletişime karşılık veren dikkatli bir ebeveyn yokluğu bebeklerin gelişimini olumsuz etkiliyor. Çünkü dikkatli ve karşılıklı iletişim, bebeklerin beyninde normale göre çok daha fazla nöral bağlantı kurulmasını sağlıyor.

- Bebeklerin dil öğrenimi üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Temple University akademisyeni, psikolog Dr. Kathy Hirsh-Pasek, 0-3 yaş arası çocuklar için en önemli öğrenme aracının insan etkileşimi olduğunu söylüyor. Hirsh-Pasek “Karşılıklı iletişimin akışını akıllı telefonumuzu elimize alarak ya da ekrana yansıyan mesaja saniyelik bir bakış atarak bozduğumuzda çocuklarımız öğrenemez.” diyor. Hirsh-Pasek ve arkadaşlarının 2017’de yaptığı bir çalışmada iki grup anne ve çocuk iki farklı odaya alınıyor ve her iki odadaki annelerden çocuklarına iki yeni kelime öğretmeleri isteniyor. Bir odadaki annelerin eline telefon veriliyor ve etkileşim sırasında anneler telefonla aranıyor. Çalışmanın sonunda diğer odadaki çocuklar istenen iki kelimeyi öğrenirken, telefonla iletişimleri kesilen annelerin çocukları öğrenemiyor. “Küçük çocukların gözlerine bakmaktan, onları dinlemekten ve dünyalarını öğrenmekten daha fazla bağımlılık yapan şey yok” diyor Hirsh-Pasek ve ekliyor; “Ancak ‘technoference’ bizden bu tür zengin deneyimleri çalıyor.”

- Güvenlik yazılımı şirketi AVG Technologies'in 2015 yılında farklı ülkelerden 8-13 yaş arası çocukları dahil ederek 6000 aile üzerinde yaptığı çalışma telefonlarını çok kontrol eden ebeveynlerin çocuklarının kendilerini 'önemsiz' hissettiğini gösteriyor.

 

Dünyada ve Türkiye’de hızla artan internet kullanım oranlarına dikkat çekmek isteyen Samsung Türkiye ‘İnterneti Tadında Kullan’ isimli bir dijital farkındalık kampanyası başlattı.

İnternetin uzun süreli kullanımının çocuk gelişimi üzerindeki etkilerine odaklanan kampanya, internetin sorumlu kullanımı konusunda farkındalık yaratmayı hedefliyor. Kampanya kapsamında çocukların ekran kullanımına ilişkin görüşlerini paylaşan Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Rodopman Arman, 0-2 yaş arası bebeklerin ekranla tanışmaması gerektiğini ve 13 yaşına kadar çocuklara sosyal medya hesabı açılmaması gerektiğini hatırlatıyor. Arman ayrıca bebeklikte göz kontağının öneminden bahsederken annelerin bebeklerine bakım verirken veya emzirirken göz kontağı kurmalarının önemini aktarıyor ve bebekle iletişim kurulan önemli anlardatelefon kullanılmaması gerektiğini iletiyor. Arman ayrıca çocukların her yaşta etkileşim, serbest oyun ve kitap okumayla geliştiğinin, çocukların gelişim süreçlerinde teknolojik girdilere ihtiyaç duymadığının da altını çiziyor.

Tüm bu araştırmaların ve uzman görüşlerinin ışığında internetle olan ilişkimizi gözden geçirmemiz gerektiği ortada.

Peki, evde ya da dışarıda çocuklarımızla birlikteyken interneti tadında kullanmak için neler yapabiliriz? Ekranın ebeveyn-çocuk ilişkisine olan olumsuz etkileri ve interneti 'tadında' kullanmayı alışkanlık edinebilmek adına ebeveynler olarak atabileceğimiz adımları sizlerle paylaşıyoruz.

 

Teknolojiden arındırılmış bölgeler yaratın.

Evinizin bazı odalarına akıllı telefonla girmemeyi kural haline getirin. Bunu evden girdiğiniz anda çocuğunuz uyuyana kadar telefona hiç bakmama kuralı olarak da uygulayabilirsiniz, çocuğunuzun odasına telefonla girmeme kuralı olarak da…

 

Kendinize ekran zamanı belirleyin.

Pek çok evde çocukların ekran zamanları programlı ve kısıtlı. Siz de telefonunuzla geçireceğiniz zamanları önceden belirleyin. Bu zaman aralığı çocuğunuzun uyku saatlerine denk gelebilir.

 

Ekran zamanını kısıtlayan uygulamalar kullanın.

Çocuğunuzla bir aradayken ya da değilken ekranla olan ilişkinizi sağlıklı bir boyuta taşımak için ekran zamanının kısıtlayan mobil uygulamalardan faydalanabilirsiniz. Kendinize ekran zamanını azaltmayla ilgili hedefler belirleyerek haftadan haftaya bu hedefleri yakalayıp yakalamadığınızı takip edebilirsiniz.

 

Bildirimleri kapatın.

Sadece arama bildirimleri ve sizin için gerçekten önemli uygulamalar dışındaki bildirimleri kapatın. Böylece beş-on dakikada bir telefonunuzun sesiyle dikkatinizin dağılmasını önlemiş olursunuz.

 

Telefonla ne yaptığınızı anlatın.

Evde baş başayken ve çocuğunuzla oyun oynarken eşinize marketten alması gereken bir şeyi hatırlatmanız mı gerekti? Bu durumu çocuğunuza açıklayın: “Evde elmamız bitti ve babana işten eve gelirken elma almasını hatırlatmak için mesaj atıyorum.”

 

Göz kontağı kurun.

Çocuğunuzun sizinle iletişim kurmaya çalıştığı, size bir şeyler anlattığı anlarda bir yandan telefona bakarak bir yandan dinliyormuş gibi görünmektense gözlerinin içine bakarak onu dinleyin. Bu çocuğunuzun telefondan daha önemli olduğunu hissetmesini sağlar.

 

Telefonunuzu geride bırakın.

Bir iki saatten kısa sürecek yürüyüşlerde, mesela markete giderken ya da günlük park seanslarında telefonunuzu yanınıza almayın. Evde ya da arabada bırakın. Acil durumlarda her zaman başkalarından telefon ödünç alabileceğinizi unutmayın.

 

Yemek saatlerinde telefonu unutun.

Aile boyu kahvaltılarda ya da birlikte yenen akşam yemeklerinde masada telefon kullanmamayı kural haline getirin. Evinizdeki bir sepeti telefon sepeti olarak belirleyebilir, yemeğin sonuna kadar herkesin telefonunu bu sepete koymasını isteyebilirsiniz. Ailece bir arada geçen bu özel anları sürekli telefona bakarak sabote etmek yerine sohbetle geçirmek herkes için çok daha keyifli. Üstelik bu kural, sağlıklı yeme alışkanlıkları oluşturmak açısından da faydalı.

 

Sağlıklı dijital davranışlar edinmeye çalışın.

Bu davranışları edinmek için kendinizi bolca sorgulamanız gerekecek. Neden sürekli Instagram’a bakma ihtiyacı duyuyorsunuz? Neden WhatsApp’ı 10 dakikada bir kontrol etmeden duramıyorsunuz? Sadece can sıkıntısı mı, başka nedenler var mı? Sizi sürekli ekrana sabitlenmeye iten şeyin stres olduğunu düşünüyorsanız yoga, meditasyon gibi stresinizi azaltacak başka yöntemler deneyin.

 

Anı yaşayın.

Çocuğunuzla yaşadığınız eğlenceli ve heyecan dolu anların çoğunu sosyal medyada paylaşmak yerine siz de o ana tam anlamıyla dahil olun.

 

Anne babaların kendi istek ve ihtiyaçları ile bebeklerinin, çocuklarının istek ve ihtiyaçları arasında denge kurmalarının ne kadar zor olduğunu biliyoruz. Bir yetişkinin uzun süre boyunca tüm dikkatini çocuğuna vermesinin yorucu olduğunun farkındayız. Tüm sorumluluklara mola vermeye, kendi kendimize zaman ayırmaya hakkımız var… Ancak çocuklarımızla birlikte olduğumuz kısıtlı saatlerde akıllı telefonlarımızdan kopmaya ve gerçekten onların yanında olmaya çalışmalıyız.

Petitmag bu yazıyı Samsung Türkiye'nin başlattığı sosyal sorumluluk projesi  ‘İnterneti Tadında Kullan’ projesini desteklemek için hazırlamıştır. Projenin videosuna buradan ulaşabilirsiniz.