Ürün sepete eklendi

Çocuklarda Fiziksel Sınırları Korumak

YAZI —   |   FOTOĞRAF — EMOI EMOI

İnsan evladı doğduğu andan itibaren bakım verenleriyle temas içinde olma ve onlara fiziksel olarak yakın durma ihtiyacı içindedir. Doğum sonrasında beslenmek, temizlenmek ve korunmak gibi temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için fiziksel olarak ailesine yakın yaşar. Bu, bebeğin hem fiziksel hem de duygusal gelişimi için önemlidir.

Peki bebek büyüdükçe bu fiziksel yakınlık ihtiyacı değişir mi? Bedensel yakınlık ve temas söz konusu olduğunda sınırlar nerede başlar ve nerede biter? Anne ve babalar hem kendilerinin hem de bebeklerinin ve çocuklarının sınırlarını nasıl koruyabilirler?

 

"Bebeklikten itibaren fiziksel müdahaleleri önceden haber vermek bebeğe beden sınırlarının başkaları tarafından da korunduğu mesajını iletir."

 

Fiziksel sınırları korumak tıpkı duygusal sınırlarda olduğu gibi sağlıklı bir ilişki için önemlidir. Sınırların korunduğu bir ilişkide iki taraf da kendini güvende hisseder. Aslında yukarıdaki soruların cevabı bebeklikten itibaren insan bedenine duyulan “saygı” çerçevesinde şekillenir.

Anne ve baba henüz konuşamayan bebeğinin bezini değiştirirken “Şimdi bezini değiştiriyorum.” “Şimdi pişik kremini süreceğim.” dediğinde onun bedenine duyduğu saygıyı aktarır. Bebeklikten itibaren fiziksel müdahaleleri önceden haber vermek bebeğe beden sınırlarının başkaları tarafından da korunduğu mesajını iletir. Benzer şekilde, bebeğin doydum sinyallerine saygı göstermek, istemediği halde zorla giydirmeye çalışmamak, anne ve babanın bebeğin bedeni üzerinde otorite olmadığını gösterir. Bu anlayışla büyüyen bir bebeğin aldığı mesaj nettir: “Bedenim bana aittir, özel ve değerlidir.”

Bebeklik dönemi son bulup 2-3 yaşları civarı bireyselleşme dönemi başladığında, çocuk kendi bedeninin ve yapabildiklerinin kendine ait olduğunu içselleştirmeye başlar. Bu süreçte anne ve babaların sorumluluğu çocuğun onayını almadan fiziksel müdahalelerde bulunmamak olur. Örneğin, tuvalet sonrası temizliğini öğrenme sürecinde olan bir çocuğa “Şimdi temizleyebilir miyim? Hazır mısın? Şimdi üstünü çıkaracağım.” gibi cümleler ve onay soruları ile yaklaşmak önemlidir. Öz bakım sorumluluğunu üstlenebilecek gelişim seviyesine geldiğinde bu temizliği çocuğun yapmasına izin vermek, banyo yaptırmak konusunda ısrarcı olmamak, giysilerini, iç çamaşırlarını ya da bezini kamusal alanlarda değiştirmemek çocuğun fiziksel sınırlarına saygı gösterildiğini anlamasına yardımcı olur.

 

"Çocuğun anne babasına ya da başkasına sarılması için ısrarcı olmak, öpmediğinde ya da sarılmadığında küsmek, hoşlanmadığı davranışları sürdürmek çocuğun fiziksel sınırlarını koruyabilmesine engel olur."

 

Çocukların pek çok konuda elbette rehberlik edilmeye ihtiyacı vardır. 4-5 yaşlarında bir çocuk dışarı çıkarken hava soğuk olduğunda montunu giymesi gerektiğini içselleştirmemiştir. Henüz bunu içselleştirebilecek deneyime sahip değildir. Anne ve babanın yetişkin olarak ona yol göstermesi ve rehberlik etmesi değerlidir. Bu noktada çocukla seçimler hakkında konuşulabilir, ona öneriler sunulabilir ancak zorla, o istemediğini çok net belirttiği halde fiziksel bir müdahalede bulunmaktan kaçınmak gerekir. Bu şekilde çocuk kendi bedeni üzerinde kontrol sahibi olduğunu ve sizin veya başka yetişkinlerin bedeni üzerinde istedikleri şekilde müdahale etmeye hakları olmadığını öğrenir.

Fiziksel sınırların korunmasının bir diğer boyutu da çocuğa duyulan sevginin gösterilme şeklidir. Buradaki anahtar nokta da çocuğun hayatındaki yetişkinlerin çocuğun nasıl bir yaklaşım isteyip istemediğini irdelemesi olacaktır. Çocuğun anne babasına ya da başkasına sarılması için ısrarcı olmak, öpmediğinde ya da sarılmadığında küsmek, (gıdıklama, sıkıştırma, mıncıklama ya da el şakası yapma gibi) hoşlanmadığı davranışları sürdürmek çocuğun fiziksel sınırlarını koruyabilmesine engel olur. Oysa çocuğun başkalarının ona ne zaman ve nasıl yakınlaşacağı konusunda seçim hakkı vardır.

Çocuğuna bu şekilde yaklaşan bir ebeveyn aslında ona başkalarıyla kurduğu ilişkilerde de nasıl onay alması gerektiğini de göstermiş olur. Çünkü fiziksel sınırları gözetmek sadece çocuğun kendi bedenini koruyabilmesini öğrenmesi değil, başkalarının fiziksel sınırlarına da saygı göstermeyi içselleştirmesi demektir. Dolayısıyla, kendi sınırlarının gözetildiğini bilen bir çocuğun bir arkadaşının elinden oyuncak alma, vurma, ısırma gibi davranışlar gösterme ihtimali de azalır. Daha önce kendisinden nasıl onay alındıysa bir başkası için de benzer onayı alma eğilimi gösterir. Elbette bu durum bir başkasının ne düşündüğü ve hissettiğini anlayabilme becerisiyle yakından ilişkilidir ve yaş aldıkça, deneyimler sayesinde gelişecektir. Burada ebeveyn kitap kahramanları ya da olaylar üzerinden açık uçlu sorular sorarak çocuğun empati becerilerine destek olabilir “Sence kardeşin elinden oyuncak alındığında ne hissediyor olabilir? Sen nasıl hissetmiştin?” gibi sorular yol gösterici olacaktır.

Çocukların fiziksel sınırlarını korumanın başlıca yolu anne ve baba olarak kendi sınırlarımızı gözetmekten geçiyor. Dolayısıyla, 3-4 yaşlarında bir çocuğun tuvalet, banyo, soyunma odası ve yatak odası gibi alanlara kapı kapalıysa vurmadan girmemesini söylemek ve bunu evin bir kuralı haline getirmek çocuğa örnek teşkil eder. Bu sınırlara anne baba olarak uymak ve çocuğun da özel olarak belirlediği alanlara izinsiz girmemek, çocuktan beklenilen davranışı modelleyecektir.

Fiziksel sınırları korumak ve mahremiyet duygusunu geliştirmek evin içinde başlar ve başlamak için hiçbir zaman geç / erken değildir. Tüm bu anlatılanlar yaşadığımız toplumun mahremiyete bakış açısı ile çocuğun doğduğu aile ve kültürden bağımsız bir şekilde değerlendirildiğinde bir yanı eksik kalır. Ancak evrensel ve değişmeyen ortak noktanın doğumdan itibaren insana ve haklarına “saygı” olduğunu unutmamak gerekir.