YAZI —

Özellikle ikinci çocuğun doğumundan sonra kendimle ilgili keşfettiğim en büyük yetersizliğim kesinlikle 'yardım istemek'. Hiçbir iş için yardım istemeyi bilmiyormuşum resmen. İlk çocukta düşe kalka bazı işleri yardımsız halletmek mümkün ama ikinci çocuk devreye girince insanın içinden çocuğun doğumuyla birlikte ortaya çıkan süper kahraman bile çoğunlukla yetersiz kalabiliyor.

Aslında hiçbir zaman yardım istemeyi yetersizlik göstergesi olarak algılamamış olsam da nedenini kavrayamadığım bir şekilde her şeye tek başıma yetişmeye çalışırken buluyorum kendimi. Gerçi en doğrusu sanıyorum o yardım elinin çığlık atmadan ortama ulaşması olurdu ancak günümüz şartlarında günlük hayat koşturması içinde bazen en yakınımızdakinin bile gözündeki o işareti görmek mümkün olmayabiliyor.

Kendim ile ilgili yaptığım en büyük hata uzun süre yardım istemeden idare etmeye çalışırken çuvalladığım noktalarda yaşadığım sinir boşalmaları oluyor. 'İhtiyacın olduğunu söyleseydin...', 'Söyleseydin yapardım...' ile başlayan cümleler aslında teoride doğru ama pratikte işe yaramıyor çünkü her şeyi dile getirdikten sonra yapılan yardımın aslında bir faydası olmuyor. Biraz da karşımızdakinin haykırmasına gerek kalmadan bir el uzatmamız gerekiyor belki de...

En basitinden günümüzde ne yazık ki hala çok yaygın olan cinsiyetçiliğin de omuzlarımıza yüklemiş olduğu yükler ile çoğu işin altından kalkması gereken kişinin 'anne' olduğu sanki beynimize işlenmiş gibi. Zaten evde yaşayan bireylerin katılım göstermesi gereken ama aslında çoğunlukla gösterilmeyen her iş için siz de sanki sınırlı sayıdaki 'yardım isteme' hakkınızı kullanıyormuşsunuz gibi hissetmiyor musunuz? Durum böyle olunca, yardım isteme kotamı sanki gerçekten çok çaresiz kaldığım durumlar için kullanmam gerekiyormuş gibi bir psikoloji içine giriyorum 

Örneğin, eğer evde çocuklarla ilgili yardım alabileceğimiz bir ablamız varsa, onu hep sanki benim evde olma ihtimalimin olmadığı zamanlarda kullanmalıyız gibi düşünerek geçirdim geçtiğimiz birkaç yılı. Çocukları yatırırken yardım almak, aynı şekilde işe gidiyor olduğum dönemde sabahları çocukları hazırlama aşamasında ablayı kullanmak, çocukları gündüz devredip arkadaşlarımla buluşmak gibi basit şeyleri hiç beceremedim. Geriye dönüp baktığımda aslında bu durumun tek suçlusunun kendim olduğumu görüyorum.  Elinde var olan yardımı kullanamama konusunda Oscar veriliyor olsa, kesin en güçlü adaylardan biri olurdum.

Diğer tarafta, 'yardım' derken çoğu zaman ağır işlerden bahsetmiyorum aslında, onlar genellikle belirli bir maddi karşılık sayesinde halledilebiliyor, ama psikolojik anlamda yardım istemek, yardım istediğinin farkında olmak bazı koşullarda mümkün olmayabiliyor. Yeni doğum yapmış bir anneye her türlü sorusu için telefonun ucunda olduğunuzu hissettirmek, iş yoğunluğundan veya çocuk bakımından bunalmış bir tanıdığınızı bir akşam alıp yemeğe götürmek, gerekli ortam sağlanabildiğinde eşinizi şımartacak küçük bir akşam süprizi yapmak, bebek bakımı konusunda ikinci bir kişiden yardım alamayan arkadaşınızın bebeğine kısa süreliğine bakmayı teklif etmek, uzun zamandır düzgün uyumamış eşiniz dinlenebilsin diye haftasonu sabah çocukları alıp dışarı çıkarmak... Tüm bunlar aslında yakınınızdaki kişi sizden talep etmeden de gerçekleştirilebilecek küçük duyarlılıklar.

Özellikle annelik söz konusu olduğunda Avrupa ve Amerika'da oldukça yaygınlaşmış ebeveyn destek gruplarını bu anlamda çok faydalı buluyorum. Hamileliklerini beraber geçiren, yakında tarihlerde doğum yapacak kişiler, çeşitli eğitimlere beraber katılmış olan ebeveynlerden oluşan bu gruplar bebeklerin doğumu sonrasında da iletişimde kalmaya devam ediyor, benzer yollardan aynı dönemlerde geçtikleri için en başta kendilerini yalnız hissetmiyorlar ve çocuk sonrası kaçınılmaz olan değişimleri de bu sayede daha hafif atlatabiliyorlar.

Yeni anne olacak ve çocuk sonrası işe dönüş yapacak tanıdıklarıma ilk tavsiyem artık hep 'yardım istemekten çekinme' demek oluyor. Çocuklu hayat ile birlikte insan önce yardım kabul etmeye, daha önemlisi gerektiğinde istemeye açık hale gelmeli. Bu yardımın da kimden ve nasıl geldiği çok da önemli bir detay değil aslında. 'Yardım kabul etmeye' diyorum, çünkü annelik psikolojisi çocuklarla ilgili konuları özellikle üçüncü bir kişiye devretmeyi zor kılabiliyor. Bunun farkında olmak, bu zorluğu yenebilmenin en önemli silahi bana göre.

Yeni yıl ile kendimden iki beklentim var. Gerektiğinde yardım istemeyi öğrenmek ve bana yardım olmak için yanımda olan insanlardan maksimum fayda sağlayabilmek. 

Uçakta kaza anı için yaptıkları uyarılarda söyledikleri gibi: 'Maskeyi önce kendinize, sonra çocuğunuza takın'. Özellikle şu son dönemde gördüm ki, yardım istemeden ayakta kalmaya çalışmak en çok da anneden götürüyor, onun faturası da neticede çocuğa kesiliyor. Anne daha yorgun, daha daha sabırsız oluyor istemeden. Aslında daha 'iyi' bir anne olmaya çabalarken, belki de işin keyifli taraflarını kaçıran, günlük işleri görev gibi yapan robot bir anne haline geliyorum hiç istemeden.

Ayrıca, kişi kendinden bilir işi misali, yardım istemenin ne kadar zor olduğunu farkettiğim için eşime ve çevreme karşı algılarım daha açık yaşamaya çalışıyorum artık. Yardıma ihtiyaç duyduklarını hissettiğimde onlar seslenmeden duruma el atabilmiş olmayı umuyorum. İhtiyacı olan yakınlarıma nefes olabilecek, elimden ne geliyorsa yapmaya çalışıyorum. Mutlaka göremediğim, duyamadığım, yetişemediğim oluyordur, onları da yeni yıl dilek kutuma ekliyor ve 2019'dan hem kendine hem çevresine daha duyarlı bir Burcu istiyorum!