Ürün sepete eklendi

Aslı Özdemir ile Çocuklarda Duygusal İhmal Üzerine

YAZI —   |   FOTOĞRAF — GÖZDE KUMRU GEDİKOĞLU

Bu sıralar yakından takip ettiğimiz Phoca Goods'un hikayesinden etkilenmemek mümkün değil. Phoca Goods'un ve arkasındaki müthiş sosyal sorumluluk projesinin mimarı, iki çocuk annesi Aslı Özdemir bu röportajda bize "Geleceğe Dokunan Anneler" projesini ve markası Phoca'yı anlatıyor. Ülkemizde çok da üzerinde durulmayan bir konu olan duygusal ihmale dikkat çeken projesinin detaylarını paylaştığı bu röportajda, duygusal ihmal hakkında bilgi edindikçe kendi anneliğinde neler değiştiğinden bahsediyor.

 

GELECEĞE DOKUNAN ANNELER PROJESİYLE İLGİLİ İLK NE ZAMAN ÇALIŞMAYA BAŞLADINIZ?

2007 yılında kurumsal iş hayatına ara verip, çeşitli sivil toplum kuruluşlarında gönüllü olarak görev aldım. Faaliyette bulunduğum Sivil Toplum Kuruluşlarının odak noktası ağırlıklı olarak çocuklardı. 7 yıllık edindiğim bu tecrübe, sosyal sorumluluk projeleri için gerekli bütçeyi toplamanın zorluklarını çok net görmemi sağladı. İnsana umut ve neşe veren bu dezavantajlı çocuklarımız için en büyük şansımız çevremizde olan yardımsever kişilerin desteğiydi.

Bu edindiğim tecrübe, sürdürülebilir fayda sağlayan bir sürecin parçası haline gelmem için beni teşvik etti ve 2014 yılında bugün “Projemiz Hayat” ekibinde yer alan arkadaşlarımla güç birliği yaparak başarılı bir sosyal girişim projesi yaratmak için çalışmalara başladık. Bu süreçte, yurtdışı seyahatlerimiz esnasında birçok yaratıcı ve sürdürülebilir gelir modeli sağlayan sosyal girişim projeleri ile karşılaştık. Bunun yanısıra bu projelerden hangisinin toplumumuz adına daha faydalı olduğu ile ilgili araştırmalarımıza ağırlık verdik.

Projemizin temel hatları ortaya çıkmaya başladıktan sonra, ilk olarak Uluslararası bir platformda düzenlenen 0-3 yaş erken çocuk gelişimi üzerine bir proje yarışmasına başvuru yaptık. Proje için seçtiğimiz konu “Çocukta Duygusal İhmal” başlığıydı. Proje detayımız 900 adet başvurunun yapıldığı bu platform tarafından ön elemeleri geçmeyi başardı. Bu başarımızın Türkiye’de birçok önemli çocuk gelişimci tarafından olumlu geri bildirim alması ile, projeyi ülkemizde hayata geçirmek istediğimize karar verdik. “Geleceğe Dokunan Anneler” olarak yerel ismini belirleyip çalışmalarımızı bu yönde ilerletmeye başladık.

DUYGUSAL İHMAL NEDİR? ÖZELLİKLE DUYGUSAL İHMAL KONULU BİR PROJE GELİŞTİRMENİZİN SEBEBİ NEDİR?

Duygusal ihmal, literatürde “Anne babalar ya da bakım verenler tarafından çocuğun sevgi ve saygı görme, önemsenme, duygularının anlaşılması, sosyalleşmesine izin verilmesi, kuralları öğrenme ve uygun uyum becerilerini edinme gibi duygusal ihtiyaçlarının süreğen biçimde göz ardı edilmesi, karşılanmaması” olarak açıklanmakta.

Çoğunlukla sessiz ve görünmez olduğundan, çocukluktaki duygusal ihmal hafife alınır ve yalnızca erişkinlikte semptomlar ortaya çıkınca fark edilebiliyor. Boşluk, bağımlı olma korkusu, kendine yönelik öfke ve suçlama, yüksek mükemmeliyetçilik, düşük öz-saygı, erişkinlikte hissetme ve hislerini ifade etme güçlüğü bu semptomlardan sadece birkaçı.

Çocuklukta duygusal ihmal, çocuk istismarının en sessiz ve görünmez konusudur. Aktif bir istismar türü değildir. Görünmeyen, hatırlanmayan bir çocukluk deneyimidir. Ülkemize baktığımızda ise çocuk ihmali ve istismarına ilişkin çalışmalarda artış olmakla birlikte, çocuklukta duygusal ihmal konusunda yapılan araştırmaların daha az olduğununun farkına vardık.

BİR ANNE OLARAK DUYGUSAL İHMAL HAKKINDA DETAYLI BİLGİ SAHİBİ OLMAK SİZİN ANNELİĞİNİZİ NASIL ETKİLEDİ?

Çocuklarımla iletişimim konusunda daha özen göstermeye başladım. Kimsenin mükemmel anne olması gerekmediğini farkettim. Çocuklarım için sadece doğruları yapmak yerine, çok klişe olacak ama nitelikli zaman geçirmenin daha önemli oldugunu anladım.

Çocuklarımız aslında bizleri olduğumuzdan daha iyi görüyor. Bütün duygu ve düşüncelerini dile getirebilseler, kendimizi yanılmaz ve erişilmez göstermeye çabalamamıza gerek olmadığını ilk söyleyecek olanlar onlar bence. Onlardan “örnek çocuk” olmalarını istemezsek, onlar da bizden kusursuz anne-baba olmamızı beklemezler. Sevecen ve anlayışlı olmamızın onların üzerindeki etkisi her şeyden daha kuvvetli. Onları sevdiğimize ve seveceğimize olan inançları sarsılmadıkça her şeyin üstesinden gelebilecek güçteler.

Süper kahramanlar olmadığı gibi süper anneler de yok. Üstelik çocuklar büyüdükçe süper kahramanların olmamasını yadırgamıyorlar ama annelerse “süper anne” mitine inanmaya devam ediyorlar. Bizim gibi anneliğin kutsal kabul edildiği toplumlarda süper anne mitinin iki yüzü var. Hem anneliğe değer verildiği bir toplumda yaşadığımız için rahatça şanslı ve gururlu hissedebiliyoruz. Hem de tam bu yüzden şüpheleri ve eleştirileri dile getirirken iki kere düşünüyor ve zorlanıyoruz. Anne olmak için yanıp tutuşan ancak toplum baskısından, kafasındaki kalıplardan, bekar annelikten, maddi sorumlulukların altından kalkamayacağından korkup doğurmaktan vazgeçen kadınlar olabiliyor. Dolayısıyla efsaneler dünyamızı beslerken kendi yarattığımız efsaneler arasında sıkışıp kaldığımızı fark etmek zaman alıyor.

Birleşmiş Millet Kurulu tarafından 1989 yılında kabul edilmiş 'Çocuk Hakları Sözleşmesi' şöyle der: “Her çocuk görüşlerini serbestçe ifade etme, kendisini ilgilendiren her konuda görüşlerinin dikkate alınmasını isteme hakkına sahiptir. Herkesin çocukları dinleme, onların fikirlerini öğrenme ve onlara saygı gösterme sorumluluğu vardır.” 

DUYGUSAL İHMAL İLE İLGİLİ TÜRKİYE’DE DURUM NEDİR?

Yaklaşık 23 milyon çocuk nüfusuna sahip olan Türkiye’de 4 milyonun üzerinde çocuk duygusal ihmalden etkilenmektedir. Gerçekleştirdiğimiz ilk saha çalışmamızın sonuçlarına göre duygusal ihmal konusu ülkemizde çok az bilinen bir kavram. Dünya genelinde ise her 100 çocuktan 18’inin duygusal ihmalle karşılaştığı biliniyor.

Dünya genelinde yapılan araştırmalar sonucunda, çocuklukta yaşanan duygusal ihmalin sonuçları; duygularını fark etmede güçlük, düşük özgüven, kendini kolayca suçlama, boşluk hissi, mükemmeliyetçilik, öz disiplin problemi, sıklıkla anormal olduğu hissi yaşama, reddedilmeye aşırı duyarlılık, duygusal ilişkilerde sorun yaşama olarak gözlemleniyor.

Duygusal ihmal yaşayanların ileriki hayatlarında, liseyi bitirememe, 21 yaşında eğitimde veya bir işte olamama, vasıfsız işlerde çalışma ve en önemlisi mutsuz olma oranı daha yüksek.

GELECEĞE DOKUNAN ANNELER PROJESİ KAPSAMINDA NELER YAPIYORSUNUZ VE HEDEFİNİZ NEDİR?

Geleceğe Dokunan Anneler projesi, ilk projemiz. Hedefimiz, ülkemizde 4,4 milyon çocuğun etkilendiği “duygusal ihmal” konusuna dikkat çekmek ve farkındalık yaratmak. “Geleceğe Dokunan Anneler” projesiyle "anne eliyle" geleceğe dokunmak ve bu doğrultuda duygusal ihmalin gelecekte yol açabileceği olumsuz davranış kalıplarını engellemek istiyoruz

Proje ekibi olarak, “Kadın doğulmaz, kadın olunur” sözü kadar “Kadın çocuk doğurmaz, toplumu doğurur” sözünü önemsiyoruz. Amacımız, erken çocukluk dönemi önemli oldugundan öncelikle 0-6 yaş grubu çocuğa sahip annelerde duygusal ihmal konusunda farkındalık sağlayacak çalışmalar ile güçlü ve pozitif toplum yaratmaya öncülük etmek. 

Geleceğe Dokunan Anneler olarak temel amacımız duygusal ihmal konusunda farkındalık yaratmak; dolayısıyla hem akademik araştırmalar hem de saha çalışmasıyla iki koldan ilerliyoruz. Birinci odağımız Hacettepe Üniversitesi Pediatri, Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Çocuk Gelişimi Bölümü öğretim üyeleri ile bu konuda daha fazla araştırma yapılmasına öncü ve destek olmak. İkinci odağımız ise 0-6 yaş grubu çocuğa sahip annelerde farkındalık ve duygusal değişiklik yaratmak için seminerler ve eğitimler vermekten oluşuyor. Elbette hedefimiz ülkemizin tamamına ulaşmak. Elimizden geldiğince sahada olup eğitim seminerleri ile annelerle buluşmak istiyoruz. Ancak bunun dışında web sitemiz, youtube kanalımız, sosyal medya mecralarımız ve yakın zamanda planlamaya geçireceğimiz GEDA aplikasyonu ile paydaşları bir araya getirecek bir platform oluşturmayı hedefliyoruz. Tüm bu çalışmaların sonucunda elde edilen verilerle de akademik literatüre katkı sağlamanın yanı sıra; birbirine saygılı, iletişimi güçlü, yardımsever, özgüveni yüksek, anlayışlı, iradeli çocukların ve bireylerin sayısını arttırarak toplumsal değerleri güçlendirmeyi arzuluyoruz.

PHOCA’YI KURMAYA NASIL KARAR VERDİNİZ?

Şu an beraber çalıştığım arkadaşlarımla TED ve YGA’da gönüllü olarak çalışırken, toplumda sosyal fayda yaratacak projeler yapmak istedik. Bu arada sivil toplum kuruluşlarıyla çalışırken en çok kaynak bulmakta zorlanıyorduk. Sürekli insanlardan ve kurumlardan bağış yapmalarını istemek hem bizi çok zorluyordu hem de projeler açısından sürdürülebilir bir durum değildi.

Aynı zamanda yurtdışına seyahatlerim sırasında sosyal fayda sağlamaya farklı bakış açısı kazandıran sosyal girişimler dikkatimi çekmeye başlamıştı. 2014-2015 yılında kayınvalidemin rahatsızlığı sırasında Amerika’da uzun zaman geçirdim. Bu esnada neredeyse attığınız her adımın, yaptığınız her alışverişin bir sosyal faydaya destek olmak amacıyla kurgulanmış oldugunu gördüm. Türkiye’de bu daha çok hayırseverlik, vakıf ve dernek statüsünde ilerliyor. Ama sosyal girişim yapısı biraz farklı. For-profit (kar amacı güden) olan bir şirketin ana amacı bir sosyal fayda yaratmak ve bu amaçla kuruluyor. Türkiye’de bu yapı daha çok yeni, biz de ilklerden bir tanesiyiz. Dolayısıyla bizi STK zanneden çok oluyor. Topluma fayda sağlayarak kar amacı gütmeyi hedefledik. Tüm karımızı çocuklukta yaşanan duygusal ihmal konusuna dikkat çekmeyi hedefleyen Geleceğe Dokunan Anneler (GEDA) projemize aktarmayı hedefliyoruz. 

PHOCA ÜRÜNLERİNİ TASARLARKEN ÖNCELİĞİNİZ NE OLDU?

Ürünleri tasarlarken, annelerin kolay giydirebileceği, çocukların da içinde rahat oyun oynayıp hareket edebileceği yumuşak ve organik giysilerden oluşmasına özen gösterdik. Aldığı ürünün kaliteli, doğal, işlevsel ve şık olmasının yanında amacını da önemseyen, sosyal fayda sağlamak isteyen herkese ulaşmayı hedefliyoruz.

PHOCA GELECEĞE DOKUNAN ANNELER PROJESİNE NASIL KATKIDA BULUNUYOR? 

“Phoca” satışlarından sağlanacak karını Geleceğe Dokunan Anneler (GEDA) kapsamında gerçekleşecek bilimsel çalışmalara aktararak, toplum sağlığı açısından çok önemli olan bu konuya fayda sağlamayı amaçlıyor. Satışlarımıza 2018 Mayıs ayında başladık ve çok olumlu geri bildirimler alıyoruz.